
Sabahın üçü! Önce uzun uzadıya bir yazı yazdım. Sildim yine yazdım olmadı...uzunluğu başımı ağrıttı...şimdi silmek çok kolay. Tek tuşla..eskiden olsa, yak ya da yırt, çiz, paçavra yap, at çöpe...uğraşlıymış! İyi mi kötü mü bilemedim tabii.. Karmakarışık hareli bir çemberin içindeyim.
Nihayetinde yazdığım içime sinmedi! Kanım kaynamadı heyecanlanmadım...
Beri yandan, ev ahalisi olarak fena bir virüs kaptık. Günlerdir grip, ateş, anjin, halsizlik bitkinlik bizi esir aldı! hastane, eczane, ev bermuda üçgeni gibi şekil aldı. Dünyadan uzak yukarıya bağlı bir döneme girdim. Bildiğim, teoride pratikte uyguladığım hiçbirşey şifayı getirmedi. Öksürük, ateş, hapşuruk, aksırık üçlüsü titreşimleriyle yer yer ritmler oluşturdu ve bu süreç bu kuluçka evresi sakız gibi uzadı uzadı hala hiç utanmadan, usanmadan devam ediyor. Bugün 10. Gün oldu
Asıl canımı acıtan biricik Ateşimin, ateşli, ishalli, gripli hali. Dün akşam yatağında hiç kıpırdamadan halsiz koyu zeytin gözleriyle bana bakarken içimin telleri eridi! Deli bir vicdan azabı saplandı kalbime, sen misin "çok hareketli, hiç durmuyor bu çocuk" diyen. Herşey anlamını yitiriyor, gerçek üstü bir yerin dibine çekiliyor, bir kırıntı kadar ufalıyorum. Sonra ucu bucağı bilinmeyen bir girdaba girmiş, kendimle debeleniyorum. Nefesim daralmış, kulaklarım sağır, sözcüklerimi kaybediyorum. Çok soğukkanlı duruşumun içinde mevzu bahis Ateş olunca eriyorum. Bak şimdi sana sesleniyorum. Ateş! Benim gamzelim! Ateş böceğim! Can oğlum! Sen iyileş, hiç durma, koş, zıpla, yine tehlikeli aktiviteler yap, ben senin 7/24 peşindeki bekçinim, sana söz çok yoruldum demeyeceğim. İçimden de demeyeceğim. İçimdeki tüm serzenişlerimi yakarım, yıkarım yine de demem! Sana söz daha çok oyun oynarım...sana söz daha çok parka götürürüm...yeter ki sen ayağa kalk ve o gamzelerinle bana gülümse "atejjjj iyi" de! Ama böyle yarı baygın yüzüme bakma! Sana sarılırken yanakların yanaklarıma dokunurken o deli sıcaklığı olmasın teninin! Normale dönsün tez vakit! Sen iyileş, bu evdeki tüm oyuncak ve eşyaları camdan atmana müsade edeceğim! Hatta sana eşlik edeceğim, neşene daha çok ortak olacağım..su içerken yerleri ıslattın diye, içimden de homurdanmayacağım! Bak anne sözü veriyorum!

Şu an ateşine bakıyorum, sabah 4 hiç uyumadım! 38,5 a düşmüş. Daha da düşecek eminim! Yazarken ağladım ağladım, anneliğimi sorguladım, sanki seni ben hasta etmişim gibi...mükemmel annenin tarifi yok gerçekten, çünkü sonu yok! Ulaşılabilecek bir ölçütü de yok!
İyiki dilekler var, umut var, melekler var, dualar var!
İçimdeki sesim bugün yeni bir gün ve şifalı bir gün olacak diyor!
Şifa;
Beklenmedik anda da gelebilir,
Süreçten çıktığımızda,
Üzerinden zaman geçtiğinde veya
Unuttuğumuzda.
Sanırım derin nefeslerle eskiden olduğu gibi rahatlatmam lazım kendimi!
Nefes terapisi bu noktada tutunduğum tek dayanağım!
Evet hastalık bu karmaşık duygular etrafımda dönecek! kabul ediyor ve seviyorum
Ama herşey yeni günde su gibi yeniden başlayacak
Yenilik uğurumuz ışığımız olacak
Melekler bizi gülümseyerek uyandıracak!
Ve yine yeniden iyiki "UMUT" var! Ne kadar ilginçtir ki, zamanın içinde ilerlerken hayatı da içine çekiyor umut! O kadar güçlü ki! Sadece "bekleyiş" le tüm yollar birbirine kesişiyor.
Bekliyorum! Gelecek! Biliyorum!
Teşekkürler
Sevgiyle ışıkla
Müge