
Bahar gelince beraberinde tonla umut getiriyor...yitik, kırık, dökük yanlarımız sanki sihirli bir değneğe dokunuyor! Adı umut oluyor...sonra ona sıkıca sarılmak... Bırakmadan kopmaksızın, daha da yakınlaşarak sonsuz bağı özümsemek...gözlerimi kapadığımda gözümde beliren mor tonları ve her yeni günde benliği de onarmak..işte bu içimizdeki derin odacıklardaki mücadeleci ışıltılı çiçekler...işte bu umut hep olmalı hep...
Hergün hayata katılmak için yeni mevzularla yeni mücadelelerle uğraşıyoruz...çoğu zaman kendimi bu uğraşların için yanlız hissediyorum... Gücüm enerjim sınırsızmış gibi geldiğinde tek başıma bir cumhuriyetim diyorum...o vakit yeterim..o vakit yetinmeyi bilirim...olana sarılmak, olanı sevmek gerekmiş..annelik aslında başlı başına yalnızlık hali..tek başınalık hissi...öyle anlar geliyor ve seni kendinle başbaşa bırakıyor....
Zor bir gün! Zor dediğimde zorluk çekmek istemiyorum ama içimde minik kıymıkların yaşandığı, boğazımın düğüm düğüm olduğu, kalbimin ağrıdığı, akla, bedene sabır, dayanma gücü dilediğim hatta mümkün olabilse, görünmez olup, başka bir yere ışınlanmayı istediğim öyle bir süreçti...
Hep böyle mi olur...herkes böyle mi yaşar bilemem...olması gerekenleri düşünmeden, 2,5 yaşında anaokulu deneyimimiz nasıl ilerliyor...bir imtihan...bir ödül..bir dizi hüzün...potpori yapmışlar sanki bana...bildiğin hünkür şakırım...içten içe
Ateş böceğim,
Bugün sen biraz ağlarken...."anne ben okula gitmek istemooooorum" derken...çok güçlü ve kararlı durdum...tamamen oyuncu olmuştum....inanma..aldanma...annen çok hassas işte...eridim aslında...gözyaşlarımı kalbime akıttım, ama sen görmedin! Sicim sicim aktı, sonra yer yer şiddetlendi...annenim işte...bazen aleni, bazen yüreğe süzülür yaşlar! ama hepsi senin bağımsızlığın için, hepsi bu senin tozlu, bulutlu, güneşli, yağmurlu dünyayla kucaklaşma anın...ben ise sana yakınen tanıklık ediyorum..çünkü misyonum bu...daha ötesi yok ki...
Belki de hayatındaki en büyük tanık ben olacağım...Gün gelecek kanatların çıkacak ve meleğim diyeceğim, gururla izleyip, en büyük en yüksek sesli alkışı ben tutacağım ayaklarım yerden kesilerek...ve yine gün gelecek eskilerin yaptığı gibi ardından bir bardak dolusu su dökeceğim, " su gibi geçsin yolculuğun" diyerek...
Bu yeni bir yolculuk
Bu senin bağımsızlık yolun
Özgürlük yolun
Özgüven yolun
Yere sağlam basma yolun
Bu yol, bu yolculuk;
Hayırlı olacak
Biliyorum
Çok şükür, hep ama hep çok şükür..
Sevgiyle
Müge