
Uzun zamandır sabahlar çok erken bana. Kitap okuma, kahvaltı hazırlama, hafif telaş telaş ilerliyor ilk saatler. Dilimde ışıklı bir melodi...bin şükürler ışığın kendisi...Ama bugün başka güzel, yatak örtümde bir sabah güneşiyle gözlerimi açtım. İyiki perdeyi çekmemişim. Dağılan ışık hüzmeleri, once örtüye sonra dolap köşesine, aynaya, aynadan bana, derken içim ısındı..hoşgeldin pazartesiydi, daha ne olsundu, günümüz ışıkla geçsindi:)
Mart gelince bir tazelik yenilik hissi çöker mimiklerime, gözlerime..gözeneklerim nefes alır içten içe, bugün öyle enerji doluyum ki, dünyaya sığamam, o kadar...tam anlamıyla o kadarım...çılgınlar gibi dans ettik Ateş böcüğüyle, çok eğlendi o da, delirmiş annesine bakarak ve ona katılarak :) bugün itibariyle çatal kullanma eğitimine başladım. Daha önceden kullanıyordu ama ilgilenememiştim tam manasıyla. Kayısıyı 5 e böldüm, kibarcığım çatalla yedi, çatalla alamayınca, sinirlenip, eliyle alıp hızlıca ağzına atıyordu. Mama sandalyesine oturtup, yemek yapmam gerekiyordu. 4-5kayısı yedi çatal kaşık bıçak setiyle...ben bir yandan mantarları kesip, bir yandan onun ellerini tutup dans ediyorum, sonra tavugu terbiye edip, ateşi gıdıklıyorum, biberleri kesip, biraz ona veriyorum,çatala batırıyor, o arada su istiyor, su içiyor, işte tam o sırada eğlencenin devamını istiyor, gıdıklamak, dans etmek ve gülmek adı altında bermuda üçgeni. Balık köftesi pişer ve çatalla denemelere başlar böceğim...o sırada mantarlar kavrulup, kenara alınır, tavuk ve biberler tavaya...arada ates gıdı gıdı der, mecburuz, oyunsa mutluluğun anahtarı bir çocukta, sonuna kadar varım...çocugum, bebeğim ben onunla...dikkat ego yok, çok masum, onun baktığı mizah penceresinden bakıyorum dünyaya, 50 kere koltuga çıkıp, kendini fırlatıyor geriye ve kahkahalarla gülüyor, benim yaptığım tek sey " bak geliyorum şimdi yanına" demek... Sonra saydım 57 kere bıkmadan yaptı ve ben aynı kelimeleri kullandım..gözünün içi gülüyor işte, daha ne olsun, çok kolay bir çocuğu mutlu etmek...yemekler yenildi, pişti vs.., evden çıkacağız, ateş bu sefer bezini değiştirirken kaçtı, çıplak dolaşacakmış...biraz müsaade ettim baktım, ama o herzamanki gibi bunu da oyuna cevirdi...sonunda zar zor giyinmeye karar verdi...0-3 yaş oyunla mutlu olunan, kişiliğin, kimliğin bir yüzdesel oran belirlesek, %85 in oluştuğu yaş gurubuymuş. O zaman ne duruyoruz...mutlu etmek çok kolay çocuklarımızı..ama önce anne kendini mutlu edecek, enerji akımı geçişi ancak bu sayede olacaktır.
Ateş uyurken ve ben herzamanki gibi "la pain"de otururken, bu yazıyı yazarken birşeyler daha öğreniyorum...daha fazla oyun oynamalıyız, daha fazla gülümsetmeliyiz o minik yüzlerini...geleceğin en mutlu çocuğu adayı olmalılar. Oyunla, empatiyle, sevgiyle, saygıyla yogurulan bir hamurdan öyle leziz tatlar çıkar ki, şaşırıp, kalırız
Bahar pencereyi aralamış mı ne ?
Sevgiler, çiçekler ve daima Ateş böcekleri
Müge
- Posted using BlogPress from my iPad