13 Ağustos 2013 Salı

"2 YAŞ SENDROMU" O DA NE?





Akşam saatlerinde havanın aydınlık olması...güneşin kızıla boyanması ve evde tatlı tatlı telaşlarla ayak seslerimi dinlemek... sakız gibi uzadıkça uzayan büyüme atakları...içimdeki çocuğu canlı tutmak...empati kurma yetisini daima hali hazırda bulundurmak. Ateşle bazı bazı süregelen işbirliğimizin üzerinde yer yer bulutların gezinmesi...kendimce bu hasılı, kaotik, duyusal travmanın ortasında kalakalmak! 2 yaş sendromuymuş o da ne? yok yok o kadar da vahim değil durum. :)

Şu an paylaştıklarım akıntıya doğru özgürce sansürsüzce, photoshopsuz:) içimden hızlıca dökülenlerdir. Dilimde bir melodi Teoman' dan....günler "hayat" la geçiyor. Hem de tıka basa doluyor... Bana kesinlikle 24 saat yetmiyor arkadaş! Gün' e "Ne olur biraz daha kalamaz mısın?" diye sorarken, bir miktar da homurdanırken, "yarın" a çoktan uyanıyorum. Sabah olmuş meğer. Hem de sabahın tam olarak 6sıymış. "Hani benim gençliğim nerde anne" diyor içsesim. Camın önüne yastık kulelerinden bir köşe yapıyoruz, orası minik bir cumhuriyet. Sadece Ateş' e ait. Sadece "O" oturabilir. O' na özel. Elleme, ilişme, dokunma, "menim o menim o" mekanı da diyebiliriz. Koltuğun üzerine dinazorunu da koyar ve dedeyi beklemeye koyulur. " dino dede geldek" diye diye dede gelene kadar anlatır durur. Arada annesine ilginç pozlar verir. Annesi gibi foto çektirmeyi seven bir erkek çocuk yetiştirmenin derin hazzını yaşamak paha biçilemez. Saatler ilerledikçe eğer o gün evdeysek koltukların entepe kısmına çıkıp kendini oturduğumuz yere atması, yüreğin geçici bir süre yerinden çıkıp, kendini aynı yere monte etmesi. ağlayarak istek bildirmeler, önümüze gelene bir tekme nidalı kendince "oyunlar" bizim açımızdan hastanelerdeki acil servis vakalarından farksız sonuçlar( dudak patlatma. kaş şişirme, burun travması vb:) doğurması da bu sürecin sanırım olmazsa olmazları. Dilimde şarkılar melodiler ama en çok sabırlar...bu "terrible two" değil yani korkunç değil! biraz abartılmış olduğu kanısındayım...geçecek geçecek diyerek kendimi rahatlatmalar:) derken; zaten sinirlerimi çoktan aldırmıştım. bu sayede rahat ilerliyoruz. Dış mihraklara kulaklarım genelde kapalıdır. Özellikle çocuk yetiştirme ve bu güzel hamuru yoğurma tarzımla ilgili. Okuduğum kitaplar ve annelik içgüdülerimle bunu kolaylıkla alt ederim çok şükür. Gerekirse bu süreci ters yönde etkileyebileceğini düşündüğüm kimseyle de görüşmem. Anneysen "sabır" başucunda, omuzlarında, cebinde yani en kolay ulaşılabileceğin yerde duracak ve sen ihtiyaç duyduğun anda ona sarılacaksın. Anneliğimin başlangıç seviyesinde bunlardan bir haberdim . Bu denli bir dönüşüme hazır mıydım bilemiyordum.Kaçınılmaz olandan da kaçamazdım:) Ve şimdi, 2 yıldır, içimde bir dönüşümle gündüz gece, 7/24, tam mesai, durmaksızın, dinlenmeksizin ucu bucağı gözükmeyen bir yolda ilerliyorum. Giderek aydınlanacağını sandığım bu yol, tam aksine ilerledikçe daha bulanık, daha sisli ve puslu bir şekilde önümde uzanıyor. Zihnim bir yıl öncesine göre daha karışık...zeki bir kadından ziyade aptal bir kadın gibi oluyorum bazen. Bir işi yaparken bitirmeden başka bir mekanda buluyorum kendimi. Ellerimi yıkamak için banyoya girdiğimde; lavoboları fırça ile temizlerken buluyorum kendimi. Buzdolabından birşey almak için salondan yola çıkarken, mutfağa vardığımda yani toplamda 15 adım bile olmayan bir mesafe...dolabın kapağını açıp anlamsızca bakıyorum, değil ne aradığımı, orada bulunduğumu bile unutuyorum! genelde Ateş uyuduktan sonra bu halde oluyorum.
Evettt bu durumla tümden başedebilirdim belki, ya da -kol kırılır yen içinde kalır- misali kendime saklarım, bu kaybolmuşluğumu. Lakin bir süredir farkettiğim haleli hallerim beni epeyce endişelendiriyor. Bir de nerede kiminle olursam olayım annelik içgüdüsü delirmesinden mi, helikopterlikten mi, algıda seçicilikten mi, gözüm daima ateşin üzerinde 2 göz olmasa da tek göz sabit asılı kalıyor. Kim ne anlatırsa anlatsın %100 dinlediğimi söyleyemem. Onlar birden diğer sesler kategorisine girmesiyle derinliğe gömülüyor. Çünkü o sırada ya hızlı koşuyor, ya bana sesleniyor ya da eskaza tehlikeli aktiviteler yapabiliyor. Endişelendiğim durumları kısa sürede zihnimden çıkartabiliyorum. Neye endişelendiğim uçup gidiyor gibi. Beri yandan şükrettiğim zenginlikler için farkındalığıma sarılıyorum. En önemlisi yemek ve uyku düzeni değil midir? Biz de mükemmel derecede ilerliyor. Uyku eğitimi 14 aylıkken vermiştim. Yatağına yatırıyorum ve uzaklaşıyorum...uyuyor kendi kendine. Yemek yemesi ise; bildiğin iştahlı bir çocuk. Daha ne istiyorum değil mi? :)))



Şimdi ufak havuzun içinde mini kovadan diğerine su aktarıyoruz...toplarla coşuyoruz...küçücük parmakları dünyayı selamlıyor herkeresinde...yüzündeki sevinç, hasılı heyecanlar hem benim hem böceğimin yüreğine de su serpiyor..."su" sakinlik, dinginlik getiriyor halli halli hallerimize:)
O vakit; 2 yaş sendromu mu? o da ne:)))) ama yine de bence büyüme atağı, kendini keşfetme diyelim:) konuyla ilgili okuduğum kitaplardan ve içgüdülerimden uygulamalar;

- Fırlattığı oyuncağı ona geri vermiyorum. Başka bir oyuna geçişini sağlıyorum. Eğer isterse, ısrar ederse, diğer oyuncakla konuşuyorum, hemen oyuna katılıyor.

- Bana vurmaya başladığında, bu davranışın doğru bir davranış olmadığını ve "anne bundan hoşlanmıyor" diyorum. Kucağımdaysa indiriyorum. Bir süre sonra gelip öpüyor annem diyor:)

- Ağlayarak birşeyler istediğinde; yapmıyorum. Dikkatini bir şekilde başka yöne çeviriyorum , eğer kanmıyorsa; "ağlaman bitince lütfen yanıma gel aşkım" diyorum sakin, yumuşak bir ses tonuyla. Sustuğu daha doğrusu sakinleştiği zaman, istediğini veriyorum

- Başarısız kaldığını hissettiğinde çıldırıyor...ağlıyor, krize giriyor...bu yetersizlik hissini ortadan kaldırmak için. Karşısında sakar, dikkatsiz, zor anlayan biri oluyorum. Düşüyorum, başaramıyorum, yardım istiyorum ki bunu kendi içinde alt edebilsin.

- Banyo ise; bütünüyle doğal sakinleştirici

- Küçük adamım tam bir görev adamı, sofrayı hazırlamak, yerleri silmek, toz almak... biraz homurdandığında hemen bir aktivite yaratıyorum...kendini çok değerli hissediyor

- Özellikle dışarı daha çok çıkıyoruz ki, enerjisini boşaltma ve sosyalleşme imkanı bulabilsin. Park da doğal sakinleştirici görevinde :)

- Geçen gün kitapçıdayız, yere oturdu beyaz pantalonuyla, dinazorları dizdi öyle mutlu ki, konuşuyor gülüyor, izledim onu, özgür bıraktım...sonra hemen bir görev ve yardım istedim..."rafa koyamıyorum dinazorları, hadi bana yardım et çok ağırlar" dedim ve bu oyundan başka bir konuya geçtik. ona kitap seçim hakkı tanıyorum, bayılıyor..ama orada "oturamayız, üstün kirlendi ya da bak bize kızacaklar" desem onunla kendim arasına minik çapta savaş açmış olacaktım, belki kendini yerlere atacak ve bir şekilde oynamak istediğini söyleyecekti...kısaca biz de bu yöntem çok işe yarıyor.




İşin özünde anne sakinliği yatıyor. Tanıyanlar bilir nasıl sakin biri olduğumu. En büyük kaynak bu. Çocuğumun her olumsuz davranışını da görmüyorum. Onunla iktidar savaşına girmiyorum. Kaldı ki her yeni günde Ateş' den bir dünya dolusu farkındalık öğreniyorum.

Bu bizim şimdilik 2 yaş hikayemiz. En mühimi rahatız...arada hepimiz çıldırmıyormuyuz?

Sevgiyle ışıkla

Müge

20 yorum:

  1. uuu son günlerde çokça duyuyorum okuyorum 2 yaş sendromunu..bende feyz alayım sizin tecrübelerden bizimki daha 16 aylık ama hafiften terör estirmeye başladı bile:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen rahat olursan çocuk da rahat oluyor biz de özet bu :) kolaylık diliyorum:)

      Sil
  2. Müge'ciğim kolay gelsin canım, annelik dünyanın en zor mesleği, millet doğuruyor ondan sonra bağıra, çağıra, azarlaya azarlaya çocuk yetiştirdiğini sanıyor, (karşı apartmanda böyle anneler o kadar çok görüyorum ...ya valla üzülüyorum o çocuklar kesin psikopat olacaklar) bunun bir sebebi de büyük bir sebebi de ekonomik, kimbilir ne haldeler, kredi borçları vs. baba desen bağıran çağıran biri, e o da hıncını, öfkesini çocuğundan alıyor:( böyle kuşaklar kuşağa devam ediyor:( ne ekersen onu biçersin sen bu sabrınla, kitaplar okuyarak, kendini eğiterek en güzelini, en doğurusunu bulma çabanla gelecekte iyi bir baba ve eş yetiştireceksin inanıyorum. Tüm anneler senin gibi olsa keşke..yani onu çocuk olarak değil büyüyünce kendine, ailesine, vatana millete yararlı, iyi yetiştirilmiş bir birey olarak görseler...
    bizim buradakiler yaptığı şey bağırmak ben korkuyorum valla o kadınların çığlıklarından ! Çocuklar artık alışmışlar! Çığlıkla büyümüye!:(( işin kötüsü bir evde 3 - 4 çocuk herkes birbirine bağırıyor abla kardeşe bağırıyor! Tayyip boşuna enaz 3 çocuk istemiyor böyle manzaralı, kendi derdine düşmüş, Hindistan'a benzer berbat bir ülke olalım istiyor...daha kolay sömürülürüz..
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim elimden geldiğince iyi bir anne olmaya çalışıyorum. Umarım olurum daima. Yukarıda yazdıkların tüyler ürpertici, içim acıyor gerçekten! Malesef aileni seçme şansın yok ve o çocuklar bu kaderi belirli bir süre yaşayıp, kendi yollarını bu karmaşıklıkta belirlemeye çalışacaklar. Yolları umarım şaşmaz ışıkla şansla ilerler
      Bu ülkeye 3 çocuk heee! Şaka gibi değil mi? :)
      Çok sevgiler

      Sil
    2. Müge'ciğim bu tasvir ettiğim sokağımız inan abartmadım, bu insanlar yoksul olduklarından (yoksulluk ayıp değil ama yoksul insannın ruh hali zamanla kötüleşiyor ve Osman Pamukoğlu paşanın bir lafı var zamanla ahlaki değerleri azalıyor - tabii İSTİSNALAR dışında- kendini kurtarabilen, erdemli bir yaşam sürebilen yoksulları tenzih ediyorum- kalan birbirine bağıra, çağıra, küfürler ede ede büyüyorlar! Artık arsız olmuşlar ve mahalledeki genç nüfus İŞSİZ, ne yapıyorlar ellerinde köpekler kedi arayıp üzerlerine salarak sadistlik duygularını tatmin ediyorlar, gözleri acayip acayip bakıyor! Yıllar önce bir yavru kedimi bunlar gözümün önünde parçalattılar:( gözlerine baktım o gençlerin! Korktum! Duygu yok, acıma hissi yok, şefkat yok, robot bakıyor sanki! Bunlar nasıl anne baba yanında yetişmiş ki böyle olmuşlar dedim...hala da öyleler ne okula gidiyorlar, ne işleri var, mahallede öyle serserilik yaparak dolaşıyorlar...3 çocuk işte sonucu!
      sevgilerimle

      Sil
  3. kesinlikle çok önemli
    biraz sakin olmak gerekiyor, çatışmak, istediğin şeyi zorla yaptırmak kesinlikle çocuğu daha da asileştiriyor
    sen birde 2li iletişime geçince gör annesii
    ahhh ahh bende bugün oğlumla ilgili bir post yaptım, o kadar çabuk büyüyorlar ki, inanamıyorum bazen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o günler de gelecek inşallah...ah nasıl da keyifli sohbetler edersin şimdi değil mi? Haklısın zıtlaşmak yanlış strateji
      Çok sevgiler geleceğim bloğuna hemen :)

      Sil
  4. hihi, ay yazık sanaaaa dicem ama bence ateş öyle tatlı ki, aman olsun bol sendromu, hatta yaramaz filan olsun, iyidir iyidir.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deepppp olsun değil mi:) iyidir bence de hareketli çocuk e normali buuuu:)))) öperim

      Sil
  5. Sabrına hayranım ben uyku eğitimini doğduğu andan itibaren verdim bu konuda kendimi başarılı hissediyordum ta ki bir ay öncesine kadar şimdi ise onun yatağında beraber uyuyoruz:( iki yaş sendromunu arada gel gitli şekilde yaşıyoruz ama daha 1,5 yaşındayız yöntemlerin çok güzel ama tabi bunları yapabilmek için dediğin gibi omuzlarında ceplerinde sabır olması gerekiyor :( ben çok sabırsız bir insanım o yüzden rüzgar beni terbiye ediyor ama sinirlendiğimde senin yöntemlerini aklıma getireceğim belki işe yarar ama beni o kadar anlayabilecek bilinçte değil şu an daha küçük şimdi ateşi ve seni çok öpüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzincim inan seni anlar, mimiklerinden ses tonunda seni kolaylıkla anlar çok zekiler sandığımızın çok ötesinde. Bugün birşey yaşadım şoktayım. 16-17 aylıkken ateşe okuduğum bir kitapta anlattığım bir cümleyi hareketleriyle bana söyledi ufak çapta şok oldum:) seni rüzgarını çok öpüyorum kolaylık ve sabır diliyorum iyi düşün iyi olsun belki de sendrom falan olmaz belli mi olur:)

      Sil
  6. Yerim ben onu çocuk büyütmek çok zor bir meslektir, her döneminde farklı oluyorlar, tam büyüyorlar diyorsun oh bitti o zamanda evleniyorlar :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siyah kuğum, o günleri umarım görürüm...zor meslek zor zanaat annelik ama rengarenk öte yandan. :)

      Sil
  7. Hic anlamam istedigi kadar bagirsin tekmelesin menim o menim o desin gelecem ve camin onundeki yerine oturup Atesi de isiracam:)) yok yok isirmam operim operim onu:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahah biz de öyle yapıyoruz doyamıyoruzzz emin ol:) ne büyük aşkmış meğer:) bekleriz herzaman:) öptükkk

      Sil
  8. Ah o sakinlik benden çok uzak..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yoga hayatında olunca sakin olabiliyorsun:)

      Sil
  9. Ben yaramaz değilde uslu çocuktan korkarım sanırım. Hani hiç bir şey yapmadan sadece oturan veya tv izleyen çocuktan. Çocuğun biraz yaramaz olması gerekir diye düşünüyorum Müge. Ama okuduklarım senin ne kadar sabırlı bir insan olduğunu gösteriyor, ne kadar güzel.
    İnsanın büyüme evresi çok zor, dönem dönem her şey yaşanıyor ve geride kalıyor. İnşallah senin bu çabalarınla her dönemi başarıyla atlatıcaksınız.
    Ateş'in fotoğraflarına bakıyorumda ne kadar sağlıklı, mutlu ve güzel bir çocuk maşallah.
    Öpüyorum onu çok :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslıcım sabır şart gerçekten...bu sabır bize yükleniyor gerçekten. Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim
      Çok sevgiler selamlar! Öpüldünnnn:)))

      Sil
  10. Maşallah Ateş'e diyeyim, ne güzel uyku ve iştah problemi de yoksa gerisi teferruat gibi aslında. Sabrına ve kurallarına bayıldım. Benim de 21 aylık bir yeğenim var ve şimdiden adını bile söylediğimizde hayır diyor, herşeye hayır diyor :)

    YanıtlaSil