8 Eylül 2012 Cumartesi

BAZEN




Bazen sebebini bilmeden içine düşerim bir garip halin. Yere, göğe sığamam böyleyken..sanki icime kelebek girmis...pir pir ucup, sarkilar besteliyor...beklemede kalip..mucizenin gelecegi zaman icin gun sayarim... ve hemen balkonun tum camlarini acar, ruzgari uzerime alir, derin derin nefesler alirim alabildigine...cagiririm..isterim..yogunlasirim.


Benim icin olağan saydığım bu durum, olağan mı tümden bilmiyorum. Tek bana mı has, onu da bilmiyorum. Benim gibi hisseden vardır elbet, yahut öyle umuyorum..iste bu akşam tam da böyle hissediyorum. Ve dahi uzunca bir süredir de boyleyim.. Sebebini bilmediğimi sandığım, geçiştirdikçe katlanarak sirtima yukledigim sifreli hediye paketleri tasir gibiyim...gelen tum olumsuzluklari sanki balon gibi patlatiyorum...belki de oteliyorum...icim ferah..keskesiz..iyikili gunlerde yasiyorum..beni taniyip, butunuyle benden beni kacirmiyorum...uzaklasmasina izin bile vermiyorum...hal boyle olunca...hic ummadigim bir anda bir hediye paketi birakiyor evren kapima...cok sukur diyerek sevinc gozyaslarina tutunuyorum..ve simdi bu gece...hissediyorum ki...ve beni hic yaniltmayan yaradana sukranlarimla birlikte...birkac hafta sonra..kapimda bir hediye paketi bulacagimi icimdeki kelebekler mujdeliyor...

İste oyle birsey..

Cok sukurle, sevgiyle

Muge



- Posted using BlogPress from my iPad

1 YAS ATESİ: İLKLER





19 agustos atesin dogumgunuydu..bayrama denk geldi...ve doktor da bayram oncesi kan tektikleri ve genel kontrolu icin 17 sinde gormek istedi..gitmeden once ilk kez kan alinacagi icin, icimde turlu turlu hezeyanlar, yer yer gok gurultuleri, simsekler olusmasina bir turlu engel olamadim...

acaba ne tepki verecek, cok aglayacak mi, cani kimbilir nasil yanacak bla bla seklinde hizli kalp atislarimla gecirdim gunlerimi...sonra dedim kendine gel..rahat olmaya calis..her cocuk bunu yasiyor..seninki can da diger cocuklarinki ne seklinde yaftalarla kremler surdum yuregime...iyi de geldi..ilacimiz icimizde, kendimizden baska birinden merhem istemeye hakkimiz yokki...kaldi ki bu dusunceler karamsarligi da getiriyor bana..o zaman enerji dengemiz altust oluyor... ister istemez benim yansimam Atesi etkiliyor...hemen toparladim neyse ki...

Bizim kucuk adam 1 yasinda ama, gelisimi yani ozellikle boyu 17 aylik cocuk olculerinde..kilo tam 1 yas erkek cocuk normallerinde..ve beklenen an... gelisim kontrolunden sonra geldi...kan tahlili zamani....kan alinirken onu sıkı sıkı tutmak zorunda kaldim..o agladi...benim gozlerden otomatik olarak yas akmaya basladi..benim icim acidi, onun cani yanarken..neyse hemen lolipop sekeri koymuslardi kaselere acil durum icin...hayatinda bu vesileyle ilk defa seker yalamis oldu:)))) cok sevdi..birden sustu, sanki az once hastaneyi inleten o degilmis gibi..sonrasinda rutin 1 yas goz kontrolunde astigmat cikti 2,25' e 1,20 ...once ufak capta sok oldum ama sonra sukrettim..dr subat ayinda tekrar bakacak eger degerler ayniysa gozluk verecegini soyledi...gerek kalmayacagini hissettim..iyiyi dusundum..sparisi verdim..

bu arada yemek problemimiz yok cok sukur...bildigin obur..ne versen yiyor..omlet ve makarnagiller haric..omleti balla verince, bir sure kaniyor, farkedince isyannnn...en sevdigi kahvalti krep, fransiz tost ekmegi (yumurtali ekmek) menemen..zeytin peynir domates de seviyor...simdilik..hergun taze fasulye,kabak ve balik versek, hic itiraz etmez..Tabi 1 yas denilince akla yuruyen, herseyi yiyebilen, algilayan bebek geliyor..fakat her bebegin kendine ozgu bir gelisimi var..bizim ates bocegi emeklemede bir seviye yukseldi artik intermediate degil...merdivenleri de emekleyerek cikmaya basladi..koltuklarda siralamasi ise, genellikle uzerinde istedigi bir oyuncak oldugunda onu yere atmak icin bir cirpinma oluyor...bugun yazlikta ilk defa uzun sure sıkılmadan denizde kaldi..gunun mucizesiydi bize sunulmus...ayaklarini, ellerini cirptikca mutlulugum 2 kat artti..daha niceler yasanacak...ilkler...saskinliklar..


Bu yaziyi onun guzel lugatiyla bitirmek en sahanesi:))




1 yas atesi serisinin devami yakinda yeni konusuyla karsinizda:))

Sevgiler, cicekler, ates bocekleri

Muge

- Posted using BlogPress from my iPad

23 Ağustos 2012 Perşembe

MUTLU HALLER

Günlerdir kafada baloncuklarla dolasiyorum...elim iste..gözüm her yerde...atom karinca misali..uzun zamandır guzel detaylarla uğraşıyorum...yeni benlerden çıkan en büyük dipnot ise;
"Hayat kucuk seylerden olusur..eger sen seversen buyuk olurlar"...ne kadar net ve dogru bir soz...yani hersey bizim elimizde...hal boyle olunca ve is basa düşünce cok lezzetli farkindaliklarla..birazda deli anneden esinlenerek:)) mutluluk benim icin yaninda vanilyali dondurma misali şükürlerimle;



Mutluluk... bebek oldugundan beri evin hijyenine 2 kat önem verişim...benden bir balerina cif çıkarmasi...evimizi yeni temizletmis olmanın verdigi ferahlik...temiz parkeler uzerinde henuz ateşin parmak izleri ve yere döktüğü kırıntılar yok...parkenin uzerine vuran ışık hüzmesi icime nese katıyor...cok şükür..2 tarafı gunes alan aydınlık bir evde oturduğumuz icin...


Mutluluk...ev temizken ve Ates uyuyorken...kendime vakit ayırmanin dayanilmaz hafifligi...bir kahve icmek...biraz dergi okumak...abartip yaninda da dondurmalı elmalı tart yemek...bu arada ateşin uyanmasi, onu uyutana kadar dondurmanın erimiş olması..ve bu durumun bende sorun yaratmamasi...geri dönüşümde koltuğa uzanmış olmam...



Mutluluk...doğduğundan beri öpüp kokladigim,ısırdığım o minik ayaklarının artık kendi hur imkaniyla yere basmış olduğunu gormek beni gururlandiriyor...cok şükür...normalliklerle ilerliyor olmamız...



Mutluluk....sahip oldugum en büyük kaynak evimdeki enerji pramidim...enerji taslarım...sarkacım...tuz lambam...kristalli suyum...taslar da döngümün bir parçası...bana hergun olumlamalar ritüeli yaptıran yegane varlıklar...bizi once Allah sonra da taşlarımızın koruma kalkanı icine aldığına inanmak...herseyin başı inanmak...istemek..yurekten istemek olduğunu bilmek...



Mutluluk...artık kendini dusmemek icin koruyor olmasını bilmek...kalp yerinden çıksa da arada...en dogrusu onu cogu zaman kontrollu bir sekilde özgür bırakma istegim...başarma yetisinde..onu alkislayisim...göz göze gelişimiz...



Mutluluk...evimin en sevdiğim köşelerinde, görüntülerinin bize huzur verdiğine inandığım aksesuarlarımız....semazenlerim ve melek mumlugum..sanki insanmış gibi geliyorlar nedense...delicesine degil aslında..doğada her maddenin bir enerjisini olduğunu düşünürsek..doğruyum:)



Mutluluk...resimde görüldüğü uzere, kendi basına bu sekilde birakilabilecek bir bebek degil...durabilmesi icin bir hayli ugrastim...resim çekmek, duzgun bir açı yakalamak uğruna, bendeki adrenalini yükseltmek...hani dengesi bozulsa, elimdeki ipadi firlatip, ona uçmak arasındaki saniseleri düşünmek...



Mutluluk...kitaplarini okumaya alismasi...sayfaları çeviriyor ve hızlı hızlı okur gorunumlu bas hareketleri yapıyor...Beni sürekli guldurup, çocuksu ruhumu açığa çıkardığı icin şükürleri hep ama hep BORC bilmek



Mutluluk...renkli..modern cumba...huzurlu mekanim..dogayla icice olmak..hemde evimin penceresinden...cok sukur...iste bu kosede oturup, hatta uzanip kitap okumanın keyfini cikarmak..



Mutluluk...daha once bana bu sekilde bakan bir canlı görmemek...yani yanaklarını isirmamak icin fotografını çekmenin daha hayırlı olacağını dusundum...bana bakıp "kagaa" "annniii, nennnii" diyerek haykıran bu canlıya Ates denir...ve ona her baktigimda iliklerime kadar şükretmek...



Mutluluk...arada kaçamak bir mola vermek...sezlongta uzanip, yarım saat bile olsa kitap okumak..ruhumu dinlendirmek...bir yolculuga hazırlanmak...



Mutluluk..doğduğundan beri yikanirken aglayan bebisimin, artık suya alıştığını gormek ve oyunlarıyla da eşlik etmesi..



Mutluluk...büyüdüğüne kare kare şahit olmak...çatal, kasığa merhaba dedigi gun...haciyatmaz kasıklari algılamaya calismasi..daha iştahli yemesi..öğreten adam ve oğlu rolüne devam etmek..birgunanneoldumhayatimdegisti hallerinde hizlica yol almak...



Bir baska acidan mutluluk...sehrin karmasasindan uzakta yasamak...bol agacli yemyesil isil isil golet..cicekler...bankta oturmak...su fiskiyelerini izlemek...huzur...keyfim ve kahyasi olmak...



mutluluk...9 yasindaki kizlardan el yapimi..şıkır şıkır icten bir davetiye almak... ve oglunuz buyuse bile hala "abla" gorunumune sahip olabilmek...yine sukretmek..

Mutluluk, gideceginiz yerin tam onunde arabaniz icin park yeri bulmak...yoldan gecen minik bir cocugun size dil cikarmasi, hic umulmadik bir anda arayan dost, mis gibi kokan camasirlar, cebinizden cikan beklenmedik para, yolunda giden hayatin...


Mutluluk... hersey icin sukurler olsunla bu yaziyi noktalamak.

Sevgiler

Muge


Posted using BlogPress from my iPad

19 Ağustos 2012 Pazar

ATES BOCEGİM 1 YASİNDA





18 Ağustos aksam saat 8 de koltukta uzanirken aniden suyum geldi...o anda kulagimda cinlayan ic seslerle dolup tastim...birgun once doktorum Dr.Senai Aksoy' un doguma daha 2 hafta var temali sozcukleri, bavuluma henuz yerlestirmedigim fakat listelendirdigim ihtiyaclarim, atesin elzemleri, benim doguma gitmeden once yapmam gerekenler, yoga ve meditasyon uygulamalarim...derken kendimi bu seslerle dusta buldum...ateşin odasında panik olmus bir halde; bavula, okuduğum ihtiyac listesini koyan anne ve anneanneme buradan sevgilerimi sunuyorum...ortamda birileri cok panikse, şahsım sakın davranmayı tercih eder...ve bizzat o gunde herseye rağmen soğukkanlı bir haldeydim..daha dogrusu şaşkın karmaşık demek daha dogru olacak...doktorumun hadı gel seni hastenede bekliyorum demesiyle..isin ciddiyeti cok yaklaşmıştı...geri dönüş yoktu..yani korkuyorum vazgectim demek de olmuyor ki...ve biz babam, annem, 85 yasinda dinç anneannem( nazara inanmam bize de değmez ama masAllah deyiniz:) ) aniden hastaneye dogru yol aldık. Esim yani Baris da beni hastanede bekliyor..isten yeni cikmisti...İcimde yogun bir dogum korkusuyla ilerliyordu yol çizgileri, ışıklar, kavşaklar, yayalar... Bu sirada cok guzel bir telefon gorusmesi yaptim..bana guzel bir enerji yolladı....gucume guc katti sanki..iste bir hediyeydi, bir vesileydi cok sukur...irkildim..kendime geldim tam o anda..inandım...istegime yoğunlaştım...ilk defa damarlarımda hissedecegim bir mücadeleye hazırdım..nefes terapileri ve klasik müzik eşliğinde suni sancı aldım..arada bir ateşin kalp atışları düşse de hic dibe düşmedim...tutundum sıkıca normal dogum yapacagım diye..başardım da sonunda...cok sukur...binlerce sukur...o ani bana yaşattığı icin...bana bir şah damarımdan yakın olana..

Dogumhanede Senai Beyle biraz sohbet ortamindaydik yaklaşık 15 dk kadar...haydi dedim içimden guzel melek..getir bana oğlumu...19 agustos saat tam 03:45 de kollarımın arasına kondu...ağlarken birden sustu ve göz göze geldik..yarı açık yarı kapalı, ışıktan rahatsiz olmus göz bebekleriyle...neredeyim dermis gibiydi...hosgeldin yuregime dedim...o anda basladi bende hayatimdegisti halleri...varligi icime su serpti...sanki yokolmus, cansiz, yanmis yerlerime su serpti...canlandim..şarkı sozlerindeki gibi;

Kalbimin orta yerinde bir cumhuriyet kurdu...bu nasil bir hakimiyet...böylesini tahmin bile edemezdim.....şimdilerde ne yapıyorum biliyormusunuz ..cok sevdigim ekmeğin icini ona veriyorum kahvaltılarımda, yemediği omleti, uzerine bal surup ağzına konduruyorum...hemen yiyor..gecenin bir vakti yogurt yapiyorum...ertesi gun tazecik yesin diye...geceleri kalkıp üzerini örtüyorum sık sık..oyun oynamaktan aksamustu sularında pijama ile kaldığımı farkediyorum..yakaladığım her guzel anların fotograflarini çekiyorum...cunku tutamıyorum zamani..uyurken özlüyorum...ev sessizlesiyor...bunu hic istemiyorum....uzun uzun izliyorum..koruyucu dualarla guzel enerjiler depoluyorum...koruma kalkanimin icine aliyorum...surekli şükrediyorum...benim döngüm, mucizem oldugu icin..sosyal hayatimi bir hayli azalttım...ama bu da iyi geldi...guzel dostlarla devam edecegim yeni sezona:))) bol bol kitap okuyorum...artık kitabın nasil okunacağını ve sayfaların nasil cevrilecegini biliyor...kitaplarla konuşmayı öğrendi...emeklerken, siralarken kalbim hop hop atıyor...evde arkamdaki gölge gibi beni takip etmesine bayiliyorum...yemeklerden sonra ellerimizi yikiyoruz..sonra aynaya bakip yeniden gelecegiz deyip baybay yapiyoruz ve eliyle kapiyi kapatip isigi sonduruyor ben de mest hallerine burunuyorum...tv de bir cocuk agliyor, hastalaniyor, dusuyor...dayanamiyorum gozlerimden birkac damla yas süzülüyor...hastanede kan alındı..zor tuttuk kolunu...o ağladı ben ağladım..onun kolu acidi,benim icim ağrıdı...kuslari, ağaçları, dünyadaki her bir detayı Ona aktarıyorum...1 cift meraklı gozlerle bana bakmasına ba yi li yo rumm...

Doğduğun gun..meleklerle geldiğin gun...beni anne yaptığın gun...döngüm..yazgım oldun.. Sana cok tesekkur ediyorum canim Ates bocegim...varlığın ömrüm boyunca gücüme güç katacak...ve tıpkı bu ilk dogum gunün gibi evimiz her daim şenlik ruhuna bürünecek...

İyiki doğdun Ateşim...canim oğlum...iyiki seni doğurmuşum...iyiki beni secmissin...şükürler olsun...


Sevgiler, cicekler, Ates bocekleri

Muge

- Posted using BlogPress from my iPad

18 Temmuz 2012 Çarşamba

MİNİK DEFNELER İCİN 1 TÜP HAYAT



Herkese günaydın,

11 aylik bir bebegim var...ismi Ates...suan saglikli misil misil uyuyor...belki de herzamankinden daha fazla sukrettigim bir gun...bugunun adını umut koyalım..bir umut deyip, isin ucundan tutalım..nereden, ne zaman, ne çıkacağı hic belli olmaz...anneyim...ve anneler bilirler ki evlatları icin yapılamayacak hicbirsey yoktur...son nefesimizi verene kadar bu kalp hep cocuklarımızın kalbiyle bir olup atar...aşağıda paylaştığım yazıyı, lutfen usenmeden okuyun...kurdugum empati icimi kiymik kiymik yapti...bir arkadaşımın minik kızı Defne...o minicik yuregiyle nerdeyse 1 yıldır bu hastalikla yasam mücadelesi veriyor...yasitlari gibi gule oynaya oyuncaklariyla oynamak varken, hastane odalarinda henuz algilayamadigi bir hayatin yukunu bedeninde tasiyor...Üzülmek, kahrolmak yetmiyor....bir gun hepimizin basina gelebilir...hic ummadigimiz anda, tipki Meltem ile Metin' in oldugu gibi... birsey yapmalı..herkes elini tasın altına sokmalı...BİR TÜP KAN...BİR DÜNYA UMUT!

Blogger annelerden de ayni destegi bekliyorum....takipçileri cok olan blogumu takip edenler, lutfen yayınlayın...belki bir cana siz can katarsınız.

Sevgiler

Muge


"Merhaba ;2 yaşında ki kızımız Defne için ilik arıyoruz.Tarih ; 11 Mart 2011. Küçük kızımız Defne ‘nin rahatsızlanması sonucu doktora gittik. Bir takım test ve tetkiklerden sonra , doktorumuz teşhisin Mix Infant Lösemi (Kan kanseri) olduğunu söyledi. Doktorumuzun bu hastalıklar ile ilgili , kurtulma şansının tüm faktörler göz önünde bulununca %15 olduğunu belirtince yıkıldık. İlk günler gerçekten çok zordu . Travmayı atlatabilmek bir yana geçen her saniye aleyhimize işliyordu. Bu illetin neden bizim başımıza geldiğini anlamaya çalıştıkça daha çok acı çekiyorduk. En önemlisi de sebebini bilemediğimiz bir hastalıkla nasıl başa çıkabileceğimizi bile bilemiyorduk. Defne ; Şişli Etfal Çocuk Hastanesinde kemoterapi bloklarına hemen başladı 2011 Kasım ayına geldiğimizde doktorumuz Defne ‘nin iyi bir yola girdiğini ve idame (koruyucu) tedaviye başlayacağını söyledi. O an ki mutluluk inanılmazdı. İçimizde ki umut parçaları ile bu uzun ve zor yolda emeklemeye devam ettik. Mayıs 2012 ayında Defne ‘nin ani rahatsızlığı ile tekrar hastaneye gittiğimizde maalesef doktorumuz hastalığın nüks (erken relaps) ettiğini belirtti. Bu ikinci yıkılışımız oldu. Defne sadece 6 ay dayanabilmişti . Bu illet hastalık ile bir kez daha savaşmak durumundayız. Doktorumuz kemoterapinin devam edeceğini ama bu arada muhakkak uygun ilik bulunması gerektiğini belirtti. Benim , eşimin ve büyük kızımız Zeynep’ in ilikleri uygun olmadı. Diğer akrabalara bakılıyor ama henüz bir sonuç yok.Türkiye ‘de Defne gibi ilik bekleyen yüzlerce hasta mevcut. Maalesef kemik iliği doku tiplendirmesi ile ilgili ilik bankasında çok fazla veri yok. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kemik İliği Bankası bu konuda en yetkin organizasyona sahip kurum. http://www.istanbul.edu.tr/itf/inde... Löseminin tam sebebi bilinmediği için etkin bir tedavisi yok. Bu hastalık herkesin ,her bebeğin veya çocuğun başına gelebilir. Unutmayın ! Bir tüp kan ile bir can kurtarabilirsiniz . Kan vermekten korkmayın.o İlik vücudumuzda bir fabrikada üretilir gibi her gün yeniden üretilir ve tükenmez.o İlik nakli acı veren bir şey değildir.o Vericiler bir hastaya kan verir gibi iliğini verebilir.o Vericiler hemen normal yaşantısına dönebilir. o Lütfen korkmayın, üşenmeyin, ertelemeyin...o Defne’ ye ve Defne gibi bir çok ilik nakli bekleyen hastaya bir şans verin.o Unutmayın bugün bizim başımıza gelen yarın sizin de başınıza gelebilir. Eğer gönüllü olmak isterseniz Kemik iliği Verici Rehberi (ek2) ‘ni okuyunuz ve bizlerle irtibata geçiniz. Aklınıza gelen her türlü sorularınız için 7/24 aşağıda ki telefondan veya mail adresinden ulaşabilirsiniz."

Saygılarımla

Metin Kursun - Meltem Yeşilyurt Kursun
0532 5086507
metinkursun@yahoo.com


_ HER GÜN 20 KİŞİ KAN VEREBİLİYOR, İMKANLAR KISITLI LÜTFEN ARAMADAN HAREKET ETMEYİN..

_ BİR AN ÖNCE ÇAPA KEMİK İLİĞİ BANKASINA GİDİLEREK BİR TÜP KAN BAĞIŞINDA BULUNARAK HEM DEFNEMİZE HEMDE İLİK NAKLİ BEKLEYEN BİNLERCE HASTAYA DONÖR OLABİLMEKTİR.

_ 2 AY İÇERİSİNDE 7/24 kan verebilirsiniz.. eğer mesai saatinde giderseniz ÇAPA KEMİK İLİĞİ BANKASINDA veriyorsunuz.. mesai saati dışında giderseniz FAKÜLTE İÇİNDEKİ KAN MERKEZİNE gidip "kemik iliği bağışcısı olmak istiyorum" diyip gene bir tüp kan verebilirsiniz...

http://www.istanbul.edu.tr/itf/inde...


- Posted using BlogPress from my iPad

5 Temmuz 2012 Perşembe

KİTAPLARA MERHABA



Yazamadim...cok istedim..hep aklimdaydi ama bir turlu olduramadim...ilkler ilkler cok guzel ilkler...her yeni gun, yeni başlangıçlar sunuyor süslü bir sepetin icinde...sanki sıcak sıcak kapımıza bırakıyorlar....gözlerimi acar acmaz hediye paketlerini tek tek açıyorum...

Sabah uyanır uyanmaz bu Ates adamim mizansen aktiviteler istiyor...isirilmak...hirpalanmak..hopp hopp..zip zip olmak..aslında özetle kudurmak istiyor..yerine getiriyoruz sasi bak sasir ruh halimizle:) artık bütünüyle alıştık :)))

Ateşi yaklaşık 2 ay once kitaplarla tanıştırdım...bu zamanlarda alışacak bu guzel okyanusu solumaya...su an surekli konsantre halinde degil elbette..ilk olarak kitapları dis kasiyici olarak kemirdi... sonrasında hafif hafif dinlemeye, görsellere dokunmaya basladi...şimdilerde sayfaları çevirerek resimleri dikkatlice incelemeyi seviyor..kitaplardaki gorsellerin neler olduklarini seslerle anlatiyorum.......hayvan seslerine bayiliyor...ama anlik kısa sureli bir zevk onun icin...sık sık onune sunuyorum kitapları....artik daha fazla vakit gecirdigi ve daha az vakit gecirdigi kitaplar diye ikiye ayirabiliyorum.....yere atip, oyun yaptiklari da var:))) bu konuda en azından elimden geleni yapmaya çalışacağım....tam 10 aylik oldu...henuz yürümüyor, bir yere dayanip, ayakta durabiliyor ve emeklemeyi sevmiyor, sanırım hic emeklemeden direk yürüyecek gibi... Vucudu ne zaman hazır olursa askım o zaman yuruyecektir..

İlk kitabi hisirtili bezden...henuz 4-5 aylikti aldigimda..O zamanlar flu bir sekilde gördüğü görüntüleri bu sıralar dokunup anlamlandiriyor...yılan nerede tisss dedigimde yılanın diline dokunup bana gosteriyor:)




En sevdigi kitap suan aşağıdaki, kutuphanesinin bir köşesinde daima saklayacağım herbir kitabını...




ve kütüphanesi...su an en cok yere attıgı kitaplardan



Umarım okuma alışkanlığı kazanmasını sağlayabilirim...yine olumlamalar yaparak kollarımızı sivadik...hadi bize kolay gelsin...

Benden simdilik bu kadar

Deniz, kum, gunes ve cok sayıda Ates bocekleri:))

Muge



- Posted using BlogPress from my iPad

13 Haziran 2012 Çarşamba

YAZDİM BİTTİ...(sevgiliye)






Geçenlerde yazmaya başladığım ve yarım bıraktığım yazıma bir kan, can katayım dedim...dogru zaman...iste bu zamanmış ...

Sene 2010 temmuz 4...aksam 7 sularinda....dunya benim icin durdu sanki...yer yarilsin icinde olayim dedim olmadi...bir ruya olsun uyanayim dedim o da olmadi...biri saka yaptik desin dedim ama nafile...once derin bir nefes aldim...minik bir nefes terapisi yaptim......cunku bu filmdeki bas kahraman rolu bana dusmustu....rolume hemen soyundum..ait oldum kendi gucum kadar...guc bizim derinlerimizde...icimdeki gucun sınırını kesfettim...aciga cikardim hemen...bu kadar soguk kanli olabilecegimi bilemezdim...meger oyleymisim...resmen bir ölüm anini cok şükür ölümsüz bir sekilde atlattik...daha gorecek gunlerimiz, sevmelerimiz, didismelerimiz, kahkahalarimiz varmis...cok farkli bir boyuta girdik askimla...o bana affetmenin bize ait olmadigini ogretti o saniyelerde...belki de kendi dusuncesiyle son nefesini verirken...herkesi Allah' a havale etmeyi...ne yaptiysan bu boyutta...baska bir boyuta geçmeden bir bir yaşayacağını gösterdi...sahiden kimdik, nasildik, nasil gozukuyorduk...ne onemi vardi ki..ufledik...toz olup, ucurduk sanki gecmisi....gecmis geçmiştir dedik o gün...hersey bir anlık..aşk..ayrılık..ölüm....hepsi bizi bulacak birgun...o zaman ne icin bu çaba...ne icin bu çırpınış, bu hırs, bu ofke....bosuna beden, zihin tahribati...ilk defa bir ambulansin icindeydim...ilk defa bu kadar savunmasizdim...nefes alan bir ruhun dünyadaki versiyonuydum...gun bitmedi sanki...inişler...çıkışlar...derken...resmen yasim kadar bir gun geçirmiş gibiydim... ertesi gun cikardim gömleğimi uzerimden...bana da kan bulasmisti...uzerindeki kanlari suyla akittim...guzel guzel yikadim...cunku yeniden giyecektim ve bu sefer cok farkli bir beni koyacaktim icine...cok ama cok guzel dersler çıkardık...hatta iyi olmus bile dedik delicesine... sadece anın sesine kulak verdik...anın kokusunu soluduk o gunden bugüne...nasil da guzel bir karar almışız...nasil merhem surmusuz pas tutmuş, kanamış benliklerimize...üzerlerine bir gunes çektim, sonra minik rengarek cicekler serpistirdim...bir de uzattim ayaklarimi deniz kiyisina...ohhh mis...

Enteresan seyler oluyor..basimiza birseyler geliyor...icimizi kiymik kiymik parcalamaya calisanlar cikiyor karsimiza...ama dimdik nasil durulacagini, nerede susulacagini ve ne zaman konusacagini biliyorsun...kotu birseyler yok ki bu evrende...ne ugradiysa hayatimiza, kim zarar vermek istediyse, bizim o muhtesem dönüsümümüz icin oldugunu var saydik...inandik...herkese ve herseye rağmen daima bulutların uzerinde yasıyoruz...sukurler daha da mutlu kiliyor bizi...inadina mutluyuz 2 yildir...kimilerine gore pembe dusler alemindeyiz...kimilerine gore şöyle boyle..ama inanın um-rummm-da degil ki....kendimle barışık...vicdanım rahat..guzel minik kuzuları sayarak mışıl mışıl uyuyoruz...kimseye kin nefret beslemiyoruz...kuşlar kadar hafif ve özgürüz...

Evetttt...tam 2 yıl once..değiştik...dönüşüm yasadık...cok şükür...canim sevgilim..esim..dostum...bir gun farkli bir boyuta gectigimde Barışıma yeniden varoluş hatırası olsun...

Sevgiler, cicekler ve Ates bocekleri:)

Muge





- Posted using BlogPress from my iPad

29 Mayıs 2012 Salı

ŞANS






Hergun fazlalasiyorum...kendi kendime yetemez oldum..buyuyorum ates gibi...büyüyen yerlerimden biri kalbim...daha fazla insan koydum icine..bortu böcek...kuşları..uçurtmaları da ekledim...kocaman bir kalbe sahip oldum son gunlerde..rengarenk...grilerin olmadıgı bir kalp...huzur dolu.... cok şükür...

Ates buyuyor...kucagima alıp sarmaliyorum, aynalara bakıp sarkilar söylüyorum...bana eşlik ediyor çığlıklarıyla...opuyorum, kokluyorum, isiriyorum...do ya mi yo rum ozetle....oglumun temeline once ask ekiyorum...sonra sevgi, guven tohumlarını ilave ediyorum..iyi niyetli, rengarenk gozluklerle dünyaya baksın istiyorum...iyi cocuk, iyi abi,iyi adam, iyi amca, iyi dede olsun istiyorum:)) cok sey istemiyorum...herkeste olması gerekenleri iste:) kendi icin gerekli olan her ne varsa çeksin kendine...

Dogmadan once bir enerji pramidinin icine girdik vesilelerle...iyiki de girmişiz...nazara falan inanmam ben...bizim iyi niyet enerjimizle korunuyor zaten...dualar, melekler, enerji tasları hep yaninda...pozitif olmayan kisilerin iclerinde her ne varsa teget gecer , amacına ulaşamadan pas tutmus, kirlenmis kalp evlerine geri doner..

Bugun birkez daha anladım...ne kadar şanslı oldugumuzu...ateşin bize ne kadar uğur getirdiğini...

Tesekkurler


Muge


- Posted using BlogPress from my iPad

14 Mayıs 2012 Pazartesi

İLK ANNELER GÜNÜM






Son zamanlarda günlerimi hep guzel ilkleri yasayarak geçiriyorum..bugun yine günlerden bir ilk...günlerden ilk defa acmış minik bir çiçek...saf, temiz ve duru...günlerden kanatsiz melek...ici disi bir...sihirli dokunusuyla ortama renk ve huzur katan...benimle gülüp, benimle aglayan...sarıp, sarmalayan....askta sınır tanimayan....ve yazılası nice sözcüklerin sebebi....

19 Ağustos 2011 sabaha karsi 03.45 de Ateşimi kucagima verdiler...tam o anda anne oldum ben...iliklerime işledi sanki....omur boyu annelik....koşulsuz sevgi, özveri, emek...hepsi bir aradalardi...benliğime kodlanmisti adeta...misyonumun, vizyonumun değişmesini geçtim...değişen ben, şahsen, bizzat kendimdim...tepeden tırnağa...bir döngü yasadım...ateşden oncesi ve sonrası diye ikiye böldüm yaşamımı...once şükürleri ekledim...sonra iyikiler serpistirdim...bir miktar herseyde bir hayır vardiri koydum...herseye unutulmaz bir aroma versin diye muhteşem dönüşümümüz icini sürdüm...aralara nefes molaları....hiçkimseden birsey beklememeyi, sadece kendimden beklediklerimi bastırdım...keşkeleri ayiklayip, yaktım...küllerini denize attım...en üste rutinler ritüeller damlattim....her bir katın kenarlarına ask, sevgi, empati akittim...hemen bir fotografını çektim...nasil da lezzetli birsey oldu...tadı benliğimin derinliklerine yapıştı...iste bugun oglum kucağımda...bana bir hediye gibi geldi...beni anne yaptı...carpti, boldu, topladi....benden yeni bir ben çıkarttı...


Bundan 1-2 yil sonra...yanima gelip anneler gunun kutlu olsun diyecegi gunu sabirla bekliyorum....

Benim ve tum annelerin gunu kutlu olsun

Sevgiler, cicekler, ates bocekleri...

Muge


- Posted using BlogPress from my iPad

3 Mayıs 2012 Perşembe

İCİMDE UÇUŞAN KELEBEKLER






1 haftadir, yazmaya başladığım ve bir hayli ilerlediğim yazım sanirim zaman aşımına ugramis...koştur kovala hop hop zip zip seklinde yaşadığım icin ve gercegi söylemek gerekirse bloğuma yazı yazmak yerine uyumayı tercih ettigim icin ve hatta sızdığım icin, yarım parça, yapayalniz, nereye konacagi belli olmayan bir hal içindeydi...elime aldım ipadi...ve bir can vereyim bu yazıya dedim...ama olmadi...meger konudan coktan kopmusum...bu sekilde bıraktım, bir gun gelecek ve onu kendime çekip, yeni bir hayat sunacağım

Bu sure zarfında uyku sorunsalı ile araştırmalar yaptım...en etkili yolun Tracy Hogg kitaplarından geçtiğine karar verdim...site olarak da bana yardımcı olan http://www.pantley.com/elizabeth/ den destek alınabilir....henuz denemelere başlamadım...amacım gece daha az uyanmasını sağlamak ve sonrasında kucakta sallanmadan uykuya geçişini öğretmek olacak...tabi bunlar sabır ve zamanla olacak...şimdiden kolay geçeceğini dusunuyorum...olumlamalari yaptım herzamanki gibi...

Ates buyuyor...artik tam 8 aylik oldu...verdigi tepkilerle kişiliğini ince ince, yavaş yavaş işliyor..istemedigi birsey oldugunda kolaylıkla vücut diliyle tarif ediyor...etrafi merakli gozlerle bikmadan usanmadan suzuyor...inceliyor derin derin...hapsurmaya, esnemeye ve öksürmeyee anlam vermeye çalışan şaşkın oglum, genellikle agzini uzun sure açık tutuyor ve "aaaa aaaa" diyerek şaşkınlığını dile döküyor....zaman ilerliyor...onun "annii" diye bagirmasiyla icimde çanlar senfoni oluşturuyor...işte dünya tam o anda duruyor sanki O dogdugu an ben bir el tuttum..omur boyu bırakmayacağım bir el...aramızdaki aşkı daha once hiçbir erkeğe duymadığımı itiraf ediyorum:))) yasam kaynağım....su gibi, ekmek gibi, nutella gibi..

Aslinda hergunde,herseyde bir Ates var özetle....ben ona "yar" "ask" o bana "anne" diyor...

Simdilik benden bu kadar


Sevgiler, cicekler, ates bocekleri


Muge

- Posted using BlogPress from my iPad