22 Mart 2013 Cuma

13 NİSAN' DA SOSYAL MEDYA ANNELERİ BULUŞUYORUZ / SEN DE KATIL BİZE





Arkadaşlara ve "Duyarlı Mükemmel Annelere" Merhaba;

Sosyal Medya Anneleri olarak 13 Nisan' da buluşuyoruz.

Sosyal Medya Anneleri olarak OTİZM' i öğreneceğiz.

Sosyal Medya Anneleri olarak farkındalığın ötesine geçeceğiz.

Sosyal Medya Anneleri olarak yaşamı dinlerken, aynı zamanda içimizde yaşayacağız.

Caddebostan Nivokido' da "Nisan Dünya Otizm ayında" M.İrem Afşin Otizm konuşuyor.

El ele, kol kola, kocaman yüreklerimizi birleştirerek dinleyeceğiz İrem'i

Farkındalık yetmez, yaşamı paylaşıyoruz diyorsan katıl bize

Ama önce kayıt için lütfen sosyalanneler@gmail.com a bilgilerinizi göndermeniz gerekli, nereden duyduğunuzu da belirtiniz lütfen

Sevgiler

Müge

- Posted using BlogPress from my iPad

20 Mart 2013 Çarşamba

OYUN İÇİNDE OYUN ANNELİĞİM





Uzun zamandır sabahlar çok erken bana. Kitap okuma, kahvaltı hazırlama, hafif telaş telaş ilerliyor ilk saatler. Dilimde ışıklı bir melodi...bin şükürler ışığın kendisi...Ama bugün başka güzel, yatak örtümde bir sabah güneşiyle gözlerimi açtım. İyiki perdeyi çekmemişim. Dağılan ışık hüzmeleri, once örtüye sonra dolap köşesine, aynaya, aynadan bana, derken içim ısındı..hoşgeldin pazartesiydi, daha ne olsundu, günümüz ışıkla geçsindi:)

Mart gelince bir tazelik yenilik hissi çöker mimiklerime, gözlerime..gözeneklerim nefes alır içten içe, bugün öyle enerji doluyum ki, dünyaya sığamam, o kadar...tam anlamıyla o kadarım...çılgınlar gibi dans ettik Ateş böcüğüyle, çok eğlendi o da, delirmiş annesine bakarak ve ona katılarak :) bugün itibariyle çatal kullanma eğitimine başladım. Daha önceden kullanıyordu ama ilgilenememiştim tam manasıyla. Kayısıyı 5 e böldüm, kibarcığım çatalla yedi, çatalla alamayınca, sinirlenip, eliyle alıp hızlıca ağzına atıyordu. Mama sandalyesine oturtup, yemek yapmam gerekiyordu. 4-5kayısı yedi çatal kaşık bıçak setiyle...ben bir yandan mantarları kesip, bir yandan onun ellerini tutup dans ediyorum, sonra tavugu terbiye edip, ateşi gıdıklıyorum, biberleri kesip, biraz ona veriyorum,çatala batırıyor, o arada su istiyor, su içiyor, işte tam o sırada eğlencenin devamını istiyor, gıdıklamak, dans etmek ve gülmek adı altında bermuda üçgeni. Balık köftesi pişer ve çatalla denemelere başlar böceğim...o sırada mantarlar kavrulup, kenara alınır, tavuk ve biberler tavaya...arada ates gıdı gıdı der, mecburuz, oyunsa mutluluğun anahtarı bir çocukta, sonuna kadar varım...çocugum, bebeğim ben onunla...dikkat ego yok, çok masum, onun baktığı mizah penceresinden bakıyorum dünyaya, 50 kere koltuga çıkıp, kendini fırlatıyor geriye ve kahkahalarla gülüyor, benim yaptığım tek sey " bak geliyorum şimdi yanına" demek... Sonra saydım 57 kere bıkmadan yaptı ve ben aynı kelimeleri kullandım..gözünün içi gülüyor işte, daha ne olsun, çok kolay bir çocuğu mutlu etmek...yemekler yenildi, pişti vs.., evden çıkacağız, ateş bu sefer bezini değiştirirken kaçtı, çıplak dolaşacakmış...biraz müsaade ettim baktım, ama o herzamanki gibi bunu da oyuna cevirdi...sonunda zar zor giyinmeye karar verdi...0-3 yaş oyunla mutlu olunan, kişiliğin, kimliğin bir yüzdesel oran belirlesek, %85 in oluştuğu yaş gurubuymuş. O zaman ne duruyoruz...mutlu etmek çok kolay çocuklarımızı..ama önce anne kendini mutlu edecek, enerji akımı geçişi ancak bu sayede olacaktır.

Ateş uyurken ve ben herzamanki gibi "la pain"de otururken, bu yazıyı yazarken birşeyler daha öğreniyorum...daha fazla oyun oynamalıyız, daha fazla gülümsetmeliyiz o minik yüzlerini...geleceğin en mutlu çocuğu adayı olmalılar. Oyunla, empatiyle, sevgiyle, saygıyla yogurulan bir hamurdan öyle leziz tatlar çıkar ki, şaşırıp, kalırız

Bahar pencereyi aralamış mı ne ?

Sevgiler, çiçekler ve daima Ateş böcekleri

Müge







- Posted using BlogPress from my iPad

15 Mart 2013 Cuma

HAYALLER DE MİS KOKAR!





Mis kokulu bir yerdeyim, içime kahve kokusunu çektiğim her an için binlerce kez sukrediyorum. Atopik yuzeyli, tedirgin, merakli, sevgi dolu atesle bahari sevincle karsiladik bu sabah...once bahcedeki bahar agacinin beyaz ciceklerle bizi selamlamasini izledik. Dokunduk..hissettik...arabaya yururken gunesten dev golgelerimize bakakaldik..ates pek bir saskindi...golgesinden hizlica kosar adimlarla kacmak istedi...kostuk kostuk, o an ruhumdaki cocukla bulutlara ciktim. Göğe yukseldim sanki. Icimdeki cocuk bahar gelince sanki daha fazla yeseriyor gibi

Ates uyudu..dedim hayal kurmak serbest..isteyelim...dileyelim...unutalim..zamani gelince calsin kapimizi. Dedim ya mis kokulu bir yerdeyim. Uyuyakalmis ates bocugu, arabasinda ayaklar yari acik uzanmis boylu boyuna. Guzel istanbulda bir bahar kokusu sinmis uzerime. Yuklu yuklu kendimden hallice hayaller kurdum. Sonra onu bir yapboz gibi dusundum. Kurdum, yok olmadi, buraya uymadi dedim, hehhhh simdi oldu dedim, dondur cevir dedim ve hehhhhh sonunda tamamlandi dedim. Once yapbozu cozmeliydim ulasmak icin..bana verilen mesaj buydu bugun. Degerlisiydi. Hizlica aldim mesaji, cebime koydum. Daha filmin devami vardi. Hayallerine ulasmis bir Muge halleri islenecekti. Icine istedigi her bir seyi yerlestirecekti. Önce tatildii, bütün isteği buydu. Bol bol birikmis kitaplari okumak, limitsiz uykuydu, ne de iyi olurdu. Sonra yuzlerce renk çiçekler, meyveler ve sebzelerin bulunduğu kocaman bahçeli bir evim olmuştu, bahçenin içinde ateşe ait beyaz ahşap bir kulube...merdivenli ve kaydıraklı, dolayısıyla 2 katlı, üst katı bol aktiviteli, arkadaşlarıyla oynayabileceği bir mekan, alt katı benim küçük kitap kurdum için, sadece kitaplarından oluşan bir okuma odası...sallanan kitap okuma koltugu ve yuzlerce kitabı...evin bitişiğinde ise cupcake ve kurabiye atolyem, içi sirk gibi rengarenk, gökkuşağındaki tüm renklerle özenle dizayn edilmiş, tarcın ve zencefil kokusu dışarıya taşmış, huzur dolu bir mekan...ateşin yuvası da yürüme mesafesindeymiş. Bir anne daha ne istermiş. derken Ates uyanır...eee iyi gidiyordum, prensestim...birden atom karınca oluverdim...yogurdunu meyvesini yedir sonra atları inekleri konuşturduk, mama sandalyesinden sıkılır, muge cafe de peşinden koşmaya başlar..soguyan kahve yudumlanır ama mutlaka kapatılır, yoksa hatrı kalır..ates hızla cafeden çıkar kendini d&r kitap köşesine atar, yere oturur, evi gibidir orası, anne son derece rahat...hoş geldin gerçek dünya:)))

Koşarken, hayallerin kokusu da yanıbaşımdan gelir benim... Ne derler, Allah gerçekleştirmeyeceği şeyin hayalini kurdurmazmış... Öyle olsun, oldu bile

Sevgiler çiçekler kelebekler :)

Müge

11 Mart 2013 Pazartesi

DİKKAT KARŞINIZDA ARTIK BİREY VAR !






Bugunlerde Ateşin gunden gune birey olma sekline, şemaline, bununla ilgili kösede bucakta duran metaryellerine rastlamak, en doğrusu da bu farkındalıkla kalakalmak öyle sıcak ki..

Evin her köşesinde ılık ılık yüzüme vuran bir bahar esintisi gibi her bir eşyası. Ateş ilk doğduğunda, hatta doğmadan önce kendim ve onun adına bir söz verdim... özgüvenli bir birey olması için vargücümle çabalayacağım...3 yaşına kadar bu eğitimi benden alacagına dair... Oyle güzel bir noktaya geldik ki, kendimce doğru bir yoldayım. Okuyorum, araştırıyorum, abartmadan,ölçülü, olması gerektiği gibi, yeteri kadar, naifçe... En güzeli de içimden geldiği gibi, sadece kendi doğrularımla, toplum baskılarına kulak asmadan...Ateş' in kendine has bir çocuk ve bu dünyada tek, biricik olduğunu hiç aklımdan çıkarmadan.

Ardından evde küçük bir gezinti yapıyorum. Ateşten sonra ve önce diye ayırmak her bir odayı, köşeyi...derken bütün odalarda birey olma hali karşıma çıkıyor.


Saga dönüyorum, minik bir ayakkabı artık bizim ayakkabıların arasında yerini almış.



Banyoya giriyorum, diş fırçası ve macunu bizimkilerin yanında



Küvete bakıyorum, oyuncaklarımız ve su konseptimiz mevcut


Salonun ortasına baktığımda büyükçe bir çadır, minicik salonumuzda :))



Mutfakta bir ateş köşesi

Kapı girişine baktığımda montu artık bizimkilerle birlikte

Yemek yediğimiz masanın ucunda duran mama sandalyesi, küçük bireyim bizimle yemek yiyor.

Mutfakta tabakların yanında ona özel bir tabağının olması

Arabada, bir birey duruşuyla kendi koltuğunda oturması


Artık bir kişiliği olduğunu düşünmek ve ağlayarak istemediği ne varsa tepki verdiğini görmek onu tam yetkili bir birey yapıyor zaten :))

Belki de daha bir sürü detay var göremediğim. Ne kadar şükretsem az olur inan...öyle güzel nimetler var ki bende..paha biçilemez, bu doyuma ancak bu şekilde bu zamanda ulaşabilirmişim. Yazmak aslında bana kendimi bulduran tek kaynak.. Biraz konunun dışına çıksamda su an..15 gün düşündüm...yazmasam ne olur diye...iyi gelmiyor, olmuyor...daha çok bilinmeze gidiyorum...şairin dediği gibi
Yazmasaydım çıldıracaktım...iyikilerimin ilkidir yazmak...bu yolla iyiye güzele dokunmak, ışığa ulaşmak..

Hep ama hep yenilenmek dileğiyle

Mutlu bir hafta olsun, öyle de oldu diyelim :)

Sevgiyle ışıkla

Müge


- Posted using BlogPress from my iPad

25 Şubat 2013 Pazartesi

GELİP GİTMELER





İçimde bir bulut, bir güneşlik hissi. Sabah binlerce kez şükürle gözlerimi açtım. Öylesine şanslıyız ki. Bunları düşünürken Ateş uyandı. Yanıma aldım ve sabah rütinimiz;
"onun seçtiği bir kitabı okumak"
Okurken çocukluğuma dalıp gidiyorum, karışıyorum birden, tekrar ateşe bakıyorum, nasıl da şanslı, annesi onun için kitaplar seçip okuyor. Kitap bitince ayaklarını yemem için bana uzatıp, "ham" diyor. Yukselen gurularımla, gülümseyişim yüzümde takılı kalıyor sanki. O an dunyada sadece ikimiz kaliyoruz. hislerimin karsiligi ancak bu olabilirdi.

Hersey tabii ki surekli toz pembe degil...arada bir delirdigim olmuyor degil..neyse ki kontrolu elden birakmiyorum. Anneysen delirme hakkin vardir. Arada gelebilirler. Bir nefes alirsin, bir cam acarsin, oh mis...nefes terapileri, sukurler, sanssizlar, secme sansi olmayanlar, saglik dileyenler, katlananlar vs. derken hopppp yine eski sen olmussun. Pek uzun soluklu olmuyor bendeki bu haller. Zaten yapim geregi zorlasamda tam manasiyla, hakkini vererek delirme yetimin oldugunu sanmiyorum. Sanirim merakimdan deneme zorlama isinma turlari yapiyorum. Eh onu da beceremiyorum. Sanirim calisma hayatima verdigim bu ara beni boyle yapiyor, ikilemde birakiyor. Gitsem mi kalsam mi...elimi uzatsam mi yoksa uzatmasam mi...sonra ates cucesi benim arkamdaki minik golgem " anni annee,muck muck" diyor kosarak, sevgi kelebegim...birden aniden vazgeciyorum. Sayduyum bu dogru diyor. Anneysen sagduyuna guveneceksin. O bilir, o yon verir sana ve omrune diyerek soylene soylene itiyorum zamani.

Şu an bu satırları yazarken, yine sıkça ziyaret ettiğim cafelerden birindeyim. Ateş böceğim mışıl mışıl uyuyor, anne ise türlü türlü gelgitlerde.Bazen bu büyünün bozulması bile midemde bir kramp hissi yaratıyor. Öyle güzel bir noktadayız ki..rütinler, ritüeller, sevgi, aşk, anlayış, özgür bırakmak vs. Kim verecek bu hissi, kim onu tam anlamıyla "anlayabilecek" kim benim kadar "saygı duyabilecek" ya bir yerde eksik gedik olursa, ya psikolojisi bozulursa, ya da su an yeme içmesi mukemmel seviyede olan miniğimin iştahı giderse...derken yine başa dönmeler..öte yandan denemeden nasıl bilebilirizkiler...olur bunlar...olacak....evet belki de herkes geçti bu dönemden ...hazır hissetmek ve aksiyon almak...ne denir ki...bu annelik rütbesini aldım alalı karmakarışığım..cook hassas bir o kadar iç sızısı..

Hayırlısını dileyelim, doğru zamanda diyelim.

Sevgiyle ışıkla

Müge

- Posted using BlogPress from my iPad

18 Şubat 2013 Pazartesi

DOĞAL EBEVEYNLİK





Kucucuktum, aslında cok kucukken buyumustum sanki. Öyle sanmıştım besbelli. Boyumu asan laflar yuklenmisti zihnime. Irili ufakli hayallere bogulmustum. Yuregim sogurdu bazi geceler. Avuc iclerim terlerdi. Hirs uzerine hirs kat kat yukselirdi, o gunlerde kendime verilmis sozlerim, bogazimda dugumlenmis, yutkunamadigim binlerce sozcukle uykuya dalardim, mecburiyetten. İçimdeki çocuğu söndürmemek adına.

O gunler gecti, minik izleri kalsa da..gecti benden..benligimdeki cocukla yurur oldum hep...aynada en cok o gulumsedi bana. Ates dogdu, icimdeki cocuk daha da buyudu. Gun be gun coskuyla selamladi aynalar beni. Cok sevdim annneligi, anne olusumu, anne bakisimi, durusumu:))) tipki yeniden dunyaya gelmisim gibi hissettirdi bana kendimi. Dunyaya baktigim gozluklerim degisti. Icgudu degil, sagduyu daha dogru bir tanim oldu bana. Annelikle kendimi yeni bastan yarattim. Anladim ki, bu surec altin bir firsatti kendi adima. Bir cocuk beni degistirebilecek en buyuk mucizeydi. Cok sukur, bin sukur ki oyle de oldu.

En nihayetinde hic dinlenmemis, surekli emirler verilmis, odul ve cezalarla cozum bulundugu sanilmis, duygulari bastirilmis, arkamizda iri cusseli golge olmus modellerle, bir turlu anlasilmamis, bizim yerimize kararlar verilmis, dusunulmus, ozguveni eksik yetismis nesilden geldik. Kisir dongu seklinde yayilan havayi, artik dagitmaliydi ebeveynligim. Bu nedendir ki, kendime verdigim sozleri hic unutmadim. Rol modeli olmayan bir ebeveyn olmaya, bildigim dogrularla yol almaya, kucuklerini sev, buyuklerini say teorisini curuterek, mahallenin en mutlu cocugunu yetistirmek adina, ozguveni yuksek bir kisilik olmasi adina, insana saygili, sagduyulu, duygularini kullanma yetisi olan gibi gibi devam edebilirim. Eminim bunlarin bir cogunu gereklestirmek icin dogru yoldayim. Eminim bu yolda kendimi surekli gelistirmem gerekli. Kizmadan, bagirmadan bir cocuk nasil disiplin edilebilir, uyguluyorum. Inanilmaz bir sekilde yol aldik. Her sey rayinda. Ates mutlu, anne mutlu. Ates ozgur, rahat. Anne 1 adim geride gozucuyla takipte. Bunu o minicik bedene duydugum buyuk saygiyla basaracagim. Buyuk egolari kenara itmis biri olarak basaracagim. Isin en buyuk sirri burada aslinda. Peki bu siralar " dogal ebeveynlik" konusu nedir? Nasildir? Herseyin dogalini kullanmak degildir elbette:) Bence icimde hissettigim, sagduyularimla dogru buldugum yoldur " DOGAL EBEVEYNLIK". Anlayisim, isin izihati budur tek kelimeyle. Binlerce kitap arasindan, onca egitim ve seminerin yanisira, iclerinde Muge ye ve ozellikle Ates' e uyani secmektir, benim dogal ebeveynligim. annelik adina, cocuk yetistirmek, gelistirmek adina onerilen binlerce teoriyi kimlik olarak benimsememektir. Agaclarin arasindan daima ormana bakabilmektir, Saglikli bir evlat icin binlerce kez farkina vararak, sukretmektir, dogal ebeveynlik. Cocugu hayata hazirlamaktir, ozgurlugunu hissetmesi icin alanini genisletmektir.

Dengeli olmak, dengede tutmak, oyle bir anne olarak kalmak en buyuk arzum. Ogluma, onun minik aklına, kalbine saygılı bir annelik. Cok sükür ki oglumun babasi da, tam anlamiyla oyle bir baba!

Sevgiyle isikla

Muge

4 Şubat 2013 Pazartesi

MUTLULUK HALLERI - 2




Yazmaya baslamadan once sanirsin ki cosup tasiyorum. Icim basliktan olacak ki neseyle doluyor. Kendimce, buyuk badirelere, ortalikta gezen sahte kara bulutlara, yalan, kiskanclik, piskinlik gibi kotu enerji dumanlarina ragmen, bana verilen nimetlerin farkina varmamin, bir nefesin kiymetini bilmemin, iyiye guzele yanasmamin, binlerce kez sukretmenin huzurunu ozumseyerek, riya farkettigim anda uzaklasmamin etkisiyle, askla sevkle yaziyorum bu seriyi. Birazda ihtiyaca binaen. Gun gelir kendimi diplerde hissedersem, bu yaziyla dirileyim diye. Sadece o sirada yitirdigim farkindaligim yeniden can bulsun kan bulsun diye.


Mutluluk, karli bir gunde evimin en sevdigim kosesinde, kitap okuyabilmeye zaman yaratma cabamdir. Kelimelerle birlestigim icimi doktugum misralarin dizi dizi bana aktigi minik kosem.




Mutluluk, kollarimda guven duyan bu canliya sahip olmanin yogun hazzinin, binlerce kez sukur de etsem, yine ve yine yetersiz olacagini bilmek




Mutluluk, gecenin bir vakti tatli istemek ama evde olmamasina ragmen, caya biskuvi batirarak ihtiyaci gidermek ...cocuklugunu animsamak, hayli sen olmak




Mutluluk, evdeki en ufak detaylara bile renk katmak. Sunger deyip gecmemek, deger bicmek.





Mutluluk, ksilifonun kirilan yarim ay sekilli ayagina gun boyunca bakip 1000 kere " aydede" diyen Ates bocegini dinlemek ve her soylediginde ilk defa duyuyormus gibi davranmak




Mutluluk, oturdugum bir cafede masanin ve ortamin eskisinden daha hareketli animasyonlu olmasi




Mutluluk, Ates icin yaptigim herbirseyden ayrica haz duymam.




Mutluluk, sabahin en erken saatinde bulutlarin dansini izlemeye nail olmak. Sagdaki isigi secmek, resme ilk baktigimda, sagdaki goruntuye yonelmek




Mutluluk, ayda bir boyle birseye ihtiyac duymak :) tum melankolige ragmen gulen yuze donusmek




Mutluluk, oturdugum yerden, isik huzmelerinin vucudunun herbiryerine dokunan oglumu izlemek




Mutluluk, yol almak, ilerlemek




Mutluluk, yoruldugunda guzel bir mola vermek




Mutluluk, aksam olunca yasanmisliklari oylece birakmak, buyusunu bozmamak.





Mutluluk, bu guzellikle basbasa kalabilmek, evime yakin bir mekanda huzur bulmak, atesle kugulari, ordekleri turlu hukayelerle beslemek. Bin kez sukretmek




Mutluluk, "annenin olaaaa laaa meydan bana kaldi" konulu calismasi




Mutluluk, renkler farkli olsa da, ana temada bulusmak




Mutluluk, evden kitaplarinla cikmak icin aglayan bebegine askla, baglanmak...gururlu anne moduna girmek:))))




Mutluluk, renk vermeyi bilmek




Mutluluk, icten, sevkle, askla yuzundeki tebessumle kalakalmak...sukretmek, her bir nefese...




Mutluluk, inadina gokyuzune turlu turlu bulutlar cizmek, koseye de gun isigini eklemek



Sevgiyle isikla

Muge






























- Posted using BlogPress from my iPad

25 Ocak 2013 Cuma

ANNENİN MANİFESTOSU







Evden çıkarken turlu olumlamalarla kapımı kapattım, arabaya binerken yine aynı şekilde olumlamalara devam ettim...Ates bocegım buraya gelirken uyumus ve meydan bana kalmıs yabadabaduuu edasıyla kendimi " La Pain Quatidien" e attım...bahçeşehir akbatı şubesi:) belki reklam gibi oldu fakat hemen hemen hergün gittiğim bir mekandır. Huzurludur ki en önem verdiğim dinginliği orada yakalıyorum. Oturmusum ıssız sessiz bir köşeye, ilham perileri yanıbaşımda beni izliyor. O anda sadece dünyada ben ve kafamda büyük büyük baloncuklarla başbaşa kaldık.


Aslında hersey dogaçlama gıdıyorken, elim, dilim, belim her bir yanım Ateşe bulanmışken, annelik ruh hallerimle yani sonradan görme ilk acemi anneliğimle ilerlerken, ateş cok ama cok mutluyken. Daha ne isterimdi. Bu sıralar çalışmasamda olurdu. Henüz hazır değilimdi. Kıyamıyorumdu. Bu bir çift kara gözümü bırakamıyorumdu. Akışa teslim ol, ne olursa olsundu. Sanki öyle de oldu. Koyverdim birden. bir anne bir cocuga nasıl artılar kazandırırdı...kitapları kenara itip, doğaçlama yanım cevaplamalıydı.

ANNENİN MANİFESTOSU

1. Harika süper anne bütün gününü çocuguna adayan anne değildir. Cocugunu izleyen, onu tanıyan, onunla kaliteli zaman gecirebilen annedir.

2. İyi anne çocugu düştüğünde koşup hemen onu yerden kaldıran, agladığında hemen susturmaya calışan, üzülmesini engelleyen değil, robot yetiştirmiyoruz haliyle. İyi anne çocugu düştüğünde kendisinin kalkmasına zaman tanıyan, ağladığında üzgün zamanlarında onun yanında olduğunu gösteren annedir

3. Anne huzurlu mutlu olursa çocugu da aynı olçüde huzurlu olacaktır. Bir annenin cebindeki kelimesi olmalı mutluluk.

4. İyi bir Anne, başka çocukları kendi cocuguyla karşılaştırmaz. Bir ornegi, akrabadan, arkadastan, dergiden, gazeteden televizyondan cekip, tum cocuklara uygulayamayiz. Her cocuk kendine hastir. Bir tanedir. Sizin cocugunuzdan bir tane daha yok.

5. Annelik zor zanaat, tum babalar bunu anlamali, anlamiyorsa anlamis gibi yapip, eslerini mutlu etmeli, anneler bunu da yutabilirler. Mış gibi yapabiliriz.

6. Alt degistiremiyorum diyen bir baba olmamali. bu sadece anneye verilen bir sorumluluk degildir. Aksine cocugun her aniyla birebir iletisim halinde babalar da olmali. Bunun arkasina siginmamalilar.

7. Cocuk icin en buyuk ornek anne ve babasidir. Ilk ogretmeni annesidir. Eger anne iyi bir ornek olursa cocuk da onu taklid edecektir, bu da yasamina akacaktir. Cocugunuzun yaninda, yalan soylemeyin, aksi takdirde ondan dogruluk beklemeniz tezat olacaktir.

8. Besle, doyur...sadece bedenini degil ruhunu zihnini olumlu cumlelerle yogur cocugunu

9. Cocuk deyip gecme, dinle anlamaz deme, acikla, onun anlayabilecegi dilden, yasi ne olursa olsun...o artik bir birey. Gozlerini kacirma, gozlerinle konus, goz temasi en buyuk en saglam ve sonsuz iletisim olacak aranizda.

10. Fakindaligini arttir. Cicegi goster rengini ozelligini anlat, dokunsun, koklasin, mis gibi icime cekiyorum de, kuslari izle, ona goster ne guzel ozgurce ucuyorlar de, ay, bulut gunes...selamla..ona da yaptir. Ruzgari anlat esmeyi anlat...maneviyatla masaj etkisi yap bilincaltina. Hissedecek deger bilecek zamanla. Duyularini erkenden ac..ac ki huzuru bilsin. Bir gun yeri geldiginde, bulmayi bilsin.

11. Ahlak gelişiminde, sürekli konuşup" böyle yapmalısın, söyle olmalı, tavsıyeler oğutler " vermek yerine. Ona konularla ilgili gelisimine destek ornek kitaplar alip, bu sekilde asila, oku cokca oku. Kelime hazinesi genis bir cocugun olacak. Birak kelimelere asik, cumlelere muftela bir cocuk olsun. Ben sahsen umitliyim bu konuda henuz 17 aylik Ates icin.

12. Cocugunla arana egolari koyma. Ekleme, carpma...insaniz hata yapabiliriz. Kendini hatali hissettigin anlarda, cildirdigin, delirdigin, fazla tepki verdigin anlarda. Durumu acikla gozlerinin icine bakarak. Anlat ona annenin de hata yapabilecegini. Ozur dilemesini bilirsen, hata yaptiginda sen soylemeden senden ozur dileyen bir cocuk gorursun.

13. Durust ol. Merhametli ol. Davranislarinla belli et. Ona da bunu asila

14. Bir annenin de ruhsal sagligi icin kendine ait zamani, aktiviteleri olmali. Mutlaka bunlara zaman ayrilmali.

15. Iyi bir anne cocugunda empati duygusunu gelistirmeli. Cocuklarin alicilari kuvvetli. Her duyguyu bebekken ogreniyorlar. Bunu da kavrayacaklardir. Dene, ogret, anlat, yilma.

16. Evde cocugunu ozgur birak...birak kesfetsin, empati kur, o henuz yeni geldi bu dunyaya. Sen biliyorsun. O bilmiyor ve ogrenecek. Bir fanusun icinde yasatma onu.

17. Berbat gunlerin olacak. Cocuguna hissettirme, biraz uzaklas ve nefes terapileri yap, sakinles. Cocuguna gulumseyen bir anne ol. Sen idolsun aynasin bir bebek icin unutma...

18. Baskalarinin yaninda asla onu uyarma...ilgisini farkli bir yone cekmeye calis. Yapma etme deme! Alternatif sun ki..unutsun yaptigi seyi.

19. Iyi bir anne, cocuguna surekli farkli tatlar lezzetler hazirlar. Imkan sinirlari icerisinde diyelim. Yilmadan, bikmadan geceleri yogurt yapar.

20. Anneler, anneligin devletin su an gordugu gibi sadece emzirmek ve bakimlarini saglamaktan ibaret olmadiginin bilincinde olmaktir. Kinamaktir. Delirmek, isyan etmektir bu duruma

21. Annelik bir insan yetistirmenin en dogal ornegidir.

22. Emzirmek kutsal bir bagdir. Emzirme reformu herzaman desteklenmeli. 1 yil boyunca emzirdigim Ates bocegim kendi istegiyle birakti, tum annelere boyle bir birakis nasip olsun diyeyim.

23. Anneler cocuklarini hayata hazirlamalilar. Onlari koruma altina alip, robot muhamelesi yapmamalilar.

Devami da gelecek...simdilik benden bu kadar

Sevgiyle isikla

- Posted using BlogPress from my iPad

20 Ocak 2013 Pazar

GÜNEŞİ GÖRDÜM





Çöp adama baglandım yine



İcim icime sigmiyor bazen. Once penceremden suzulen isinlar camdan yansiyor, parkelere, halilara, koltuklara suzuluyor, sonra minik minik atesin oyuncaklarina yuzune, eline dokunuyor. Her bir dokunus, icimizi isitiyor sanki. Atesin o minik ellerinden golgeler olusuyor. Icice geciyor, golgeler isinlar. Evde hasili bir sessizlik, kac dakika surecek bilemem ama herkes kendi dunyasinda yasiyor. Ates yerde edukids kartlarini inceliyor. Bense dalmisim anin en huzur veren isigini yakalamaya.

Boyle zamanlar kisa da surse, o an hayat benim icin dingin bir nehir gibi. Bahcemin en yesilini ruzgar oksar, diger agac arkadaslariyla birbirlerini direncsiz akisa teslim ederler. Kuslarin muhtesem dinletisi, bir persembe senfonisi olur duyularimda. Havada kuş kokusu, aşk kokusu, ağaç kokusu lezzetli aroma oluşturur. Her bir iç çekişimle bu tadı damağımda bırakır. Çeker beni kendine dogru. Sanki bir armağan gibi konuverir omzuma. "Al" der. Bu sıralar tam da buna ihtiyacın var. Hayattan kendine 5 dakikalık zaman çal...kullan ve ne olursa olsun unutma der. Muhtemeldir ki ondan bu dilsizliğim.. bu sacmalamam..ağzımda kelimelerin buyumesi...düğümlenmesi...ansızın yakaladım zamanı. Sonra mor ışıltılı parlak bir kürenin içine yerleştim. gökyüzüne çıktıkca hafifledi bedenim..sanki içime bir kelebek konmuş gibiydi. Gittikçe yükseliyorduk. Elime bulutları alıp, tekrar yerlerine bırakıyordum. Bulutlar ne kadar güzel içiçe kolkola. Huzur yine yeniden beyazda dedi iç ses. Ardından yavas yavaş indik gökyüzünden, içimdeki kelebekler yanımdan geçmeye başladı, rengarenk sıra sıra kelebekler bir gökkuşağı çizdiler karşımda, sıcacıktı kalbim, mor küre koruma altına alındı iyiye güzele aşka ve sonsuz şükürle yere ayak bastım. Gözlerimi açtım, yeterdi bu kadardı, olması gerekendi, ihtiyaçtı, iyi ki olmuştu bin şükürdü.

Ancak herseye ragmen şükredeceklerimin sayısı kat be kat artıyor. Tıpkı çektiğim resimlerde kadraja giren bir elin resmi bozduğunu düşünmem ve ardından aslında o elin bu resmi daha da güzelleştirdiğini farketmem gibi. Arının iğnesiyle balı gibi. Hem yara bandım hem yaram gibi

Sevgiyle ışıkla

Muge





- Posted using BlogPress from my iPad

16 Ocak 2013 Çarşamba

BIRAZ MELANKOLI :)







Bugun cop adama baglandim ve boyle birsey cikti:)

Cizdigim resimdeki gibiyim son gunlerde

Yorgundum, bitkindim, benlikten cikmistim sanki cizerken, sadece enerjimi toparlamak, havayi dagitmak, bulutlari sasirtmakti maksadim.

Sonra birden farkettim ki..ellerim bile mutlu cocuk resmi cizmis.

Ates resimden bana gulumsuyor...musmutlu...isil isil...gunesim gulen yuzum.

"Olsun varsin yorgunlugum" dedim. Birden dirildim, sirkeledim kendimi. Yolumda sabit olmalar kadar, sasmalar, kaymalar da olacak. Hersey insanlik icin. Melankoli de saglar farkindaligi. Bazen merhem olur ruha..bedene dokunur parmak uclarinda, usulca. Uzerini orter, bakir,durgun su gibi. Bir kez daha anlatir sukretmen gerektigini. Oysa ne cok sey var. Bir nefesle basliyor hersey

Sukretmeli, her an, her daim, en kotu en umutsuz anda dahi sukretmeli...farketmeli o anda bize acilan isikli kapiyi...yeter ki gorelim, gormeye meyledelim. Acik tutulan binlerce isikli kapi icin.


Bana benden bir hediye soz olsun:
‘’ Melankoli, hüzünlü olma mutluluğudur ‘’ Victor Hugo


Sevgiyle isikla


Muge




- Posted using BlogPress from my iPad