11 Ekim 2012 Perşembe

COCUK OLMAK!




İstanbul' da bahcesiz evde, demirler arkasinda cocuk olmak❓



Sadece bir resim ne cok sey anlatir, kelimelerle dolduramazsin icini, yazdikca degerlenir, degeri arttikca icine girersin, dokunmak, hissetmek, yasamak ve yasatmak olur tum arzun...oyle yapayalniz kalmasin diye, bir can da sen katmak isteyip, baslarsin ona ait olan cumlelerle, sarip sarmalamaya dort bir yanini, ölümsüzlügünü vurgularsin herkeresinde.

Dedim ya resimler herseyi ifade eder bize, bir resmin icinde kaybolmus halde buldum kendimi bugun. Icim kıymık kıymık oldu. Mevzu bahis cocuklar olunca annelik icgudulerim, empatiler, Ates oglum ve farkindaliklar devreye giriyor. Sonra bu cocuklar; hasta cocuklar, fakir cocuklar, zengin cocuklar, sansli cocuklar diye zihnimde kisa bir tura cikiyor. Sonucta hepsi cok degerli,ozel cocuklarda bulusuyor. Ara ara kelimeler bogazimda dugumleniyor, yutkunamiyorum ozgurce. Icimin bir yani alev alev oluyor, adaleti sorguluyor kalple beyin. Kahroluyorum. Keske diyorum, sihirli bir degnek olsa elimde ve masallardaki gibi bir anda guzellestirsem tum olumsuzluklari, ya da onlar birer masal kahramanı olsalar sadece ve oyle kalsalar. Acimasa icleri, olmese iclerindeki cocuksu ruhlar, erkenden ergenlige burunmeseler.

Bir cocuk gordum resimde. Bugday tenli, siyah saclari gozunun onunde serit olusturmus, dudaklar bildigin hokka, gozlere sanki iki iri siyah zeytin kondurulmus, yanaklar hafiften tozlanmis, tirnaklarin ici bir miktar kararmis, cakmak cakmak, bazen urkek, bazen serseri bakisli, ici dışı kıpır kıpır renklerle donatilmis, atom karinca misali, enerji dolu. Almis bir eline gokyuzunu yuvarlayip duruyor demir parmakliklar arkasinda. Gokyuzu, demirden gecmesin diye sıkı sıkı sarmalıyor. Bu sirada iklimler degisiyor, gunler geciyor, yillar oluyor. Fakat cocuk istedigi her mevsimde durdurabiliyor dunyasini. Arada sirada yagmurlar yagiyor, hava karariyor, gokgurultusu, simsekler derken cocuk korkuyor, dunyasi elinde, "kimseler ilismesin, o benim" der bakislariyla koruma kalkani icine aliyor. Geceleri hickiran kalbi, gunduzleri buyuk hayallerle, coskuyla atiyor. Ozgurce dolasiyor. Birgun doktor, bir gun ev hanimi, bir gunavukat ve 1 gun de ogretmen oluyor. Cani ne istiyorsa buyuk bir rahatlikla, aglayan pembe duvarlarinin onunde o kiliga giriyor.

Bir cocuk gordum resimde. Oylesine zengin, oylesine ucsuz bucaksiz bir hayal dunyasi var ki..sadece cok istedim hayallerinin pesinden gitmesini...hayatı saclarından kavramasını, ne olursa olsun, başına ne gelirse gelsin, hiç dibe vurmamasını...sansının, bahtının hep ama hep acık olmasını...


Sevgiyle, sansla

Muge



Bu derin resmi ceken ve benimle paylasan twitter dan @bozavali, yani İsmail' e tesekkuru borc bilirim.


- Posted using BlogPress from my iPad

10 Ekim 2012 Çarşamba

YAZMASAYDIM!






Bir yazim bittiginde icimin bir yani cok seviniyor, neseyle dolup, kus kadar hafifliyor, diger yanim ise muazzam bir bosluga dusuyor, oksuzlesiyor, yarim kaliyor..tam kendimi bu moda suruklerken, yeniden yazmaya basliyorum. Eger "yazmasaydim cildiracaktim" diyorum icten ice, usulca.

Yazdikca ogreniyorsun, kendinin ucra koselerinde kalmis, koylerini kasabalarini. Sonrasinda merakin gunden gune artiyor, basliyorsun evlerin hanelerin iclerine girmeye..engin bir okyanus gibi yuzmeye. Ogreniyorsun benligini ve ogrendikce ne cok bilinmezligin oldugunu anliyorsun..hic oldugunu, bunca yil birsey bilmedigini. Cumlelerin karsisinda kahkahalar atip, ardindan bogazinda bir dugumle kalakalmayi yasiyorsun. Bunalip yoruldugumda sanki "otur bir fincan kahve ic" gibidir yazi yazma keyfim..oyle huzur katiyor ki...harflere sevdali, kelimelere asik oluyorsun gunbegun. Bendeki bu senkronize haller icime isliyor. Enerji pramidim daha da sivri oluyor. Bu ag yayiliyor, etrafimdakilere yansimam bulasiyor. Hayata gozbebeklerimden gulumseyerek bakmami sagliyor. Daha naif bir kisilige burunuyorum yazarken. Bu da bir meditasyon bicimi kendimce.

Is hayatima kisa bir ara vermem, beni yeniden yazmayla bulusturdu. Gerci tamamen birakmadim yazmayi...ortaokulda basladi bu sevda, sonrada ciddi bir alislanlik ve sonrasi sorumluluk gibi ilerledi..sosyal hayatim hizla ilerlerken, gecenin bir yarisi da eve gelsem, yine de birseyler karalardim...Okuduğum kitaplara, not kağıtlarına, içime düşen tek kelimeyi dahi olsa yazdım...derken icim aydinlandi...en karanlik gunlerimde terapi gormus gibi hafifledigimi farkettim. hicbir zaman yazi yazmaktan tumden kesilmedim...hatirlayamadiklarimi, bu sayede animsayacagim..hatiralar varligin ozu...onlari canli tutmak ancak bu sekilde mumkun gibi hissediyorum. ne olacagimlar ve ne oldumlar. Birgun bana soyleselerdi cocugun olacak ve bir sure calismayacaksin diye, ciddiye bile almazdim. Oylesine iskolik biri icin mumkun degil gibi gelirdi. Bilemiyoruz, birden surukleniyoruz, yapmam dediklerimiz olabiliyor ansizin. Degistim...herbir hucrem yenilendi sanki..rastlantilar, tesadufler, inandigim dogrularim, vicdanim kol kola giriyor verdigim kararlarda...meger anin tadini cikarmazmisim eskilerde...meger hep uzun bir kanyonda akintida hizlica suzulurmusum...evet kesinlikle cok degistim...farkindaligim bulutlara uzandi..benler azaldi en onemlisi...egolar, hirslar tavanken, uygun seviyede bulusup, anlastilar:) Ne guzel soylemis Mevlana, "Okumayi ogrendim...kendime yaziyi ogrettim sonra, ve bir sure sonra yazi kendimi ogretti bana..." ve yazdikca yazmak istedim, yazdikca kendimi buldum, baskalarini ve dusunduklerini onemsemeyi biraktim, kendime koyuldum.

Televizyonu nicedir izlemiyorum...onu da biraktim hepten. Bebekle nasil yurutuyorsun dediler. Yeni dogum yapmisim. Hassas bir surecten gecis yapiyorum, adaptasyon, eskiler, simdiler, uykusuzluk, degersizlik, asiri sevinc, ofke derken evde bogulacak gibi hissettigimde yazdikca ciktim o bilinmezlik cukurundan...acildim yeniden dunyaya..Bebekle her dakikasi kiymetli olan uykumu rafa koydum..iyice az olan uykumda, kimi geceler yaziya biraktim kendimi.

Yazdiklarim kayda deger mi degmez mi bilemem! Tek bildigim yazdikca kendimi ne kadar iyi hissetigim. Kendimi ne kadar onemseyisim! Deger verisim! Bir arzudur icimde yazmak! Bir arzudur icimde, yazmaya imkan yaratma cabam!

Simdilerde dilimde bir melodi, yazmak ve bu yolla ulasmak...

Sevgiyle, askla

Muge


- Posted using BlogPress from my iPad

5 Ekim 2012 Cuma

HAYALLERINI KORU! - ( biraz ironik, biraz gercek)





Ne guzeldir ask hikayeleri, birlikte yasanan kalp carpintilari..ayni beden gibi olmak...2 kisilik bir sofrada sadece birbirine ait hissetmek. Beynin herbir lobunun icinden sen ve ben denge baloncuklarinin dolup tasmasi, bazen birkac imdat cagrisi, nereye gidiyorumlar, korkular, kacislar, bahaneler...sonucta yakinmalar hep ama hep kendince aşırı sevişlerden ibaret.

Kumral kiz universite yillarinda izmirli bir gence asik olur.Kim bilir belki de ayni anda ayni sabaha uyanirken ayni dusleri gormuslerdi, marketin kasa kuyrugunda biri basinda biri de sonundaydi, sahildeki bankta biri oturmus, digeri de yan bankta yapayalniz sessiz cigliklarda bulunmustu, ayni zamanda farkli kisilere sarilip aglamislardi, ayni yaya isiginda yanyana durmuslardi, ayni anda ayni nedenlerden icleri sikilmisti...kimbilir olamaz mi? Gun geldi ve bir rastlanti onlari karsi karsiya getirdi, meger ne cok taninmislik hissetmisler benliklerinde. Goz goze geldiklerinde ise, dunyada sadece ikisi kalmislardi. Iste tam o anda pembe kristal bir kurenin icinde bulmuslar kendilerini. dunyadan gitgide uzaklasmaya baslamislar. Isil isil bir kurede uzayin derinliklerinde...almislar bir eline dolunayi, diger eline yildizlari..cogalmislar yukseldikce. Yer gok onlarin olmus sanki... Biri su biri ekmek olmus yeryuzune indiklerinde..gunler ilerledikce, ask cig gibi kalplerde buyumus...ayni agacin altina yaslanip saatlerce bikmadan usanmadan sohbet ederlermis. Kiz ozgurlugune cok duskunmus, bu yuzden de gence hic karismazmis ki, kendisine karismasin diye...bir iliski nasil mukemmel olabiliyorsa, iste o sekilde ruya gibi geciyormus gunler. Sabah uyandiklarinda birbirlerine ask dolu dizelerden mesajlar atilir, yemek yapiminda degisik lezzetler birlikte hazirlanir ve bir kadeh sarapla bir gece sohbetle ilerlermis, doyamazlarmis birbirlerine. Izmirli genc, kiz icin radyoda onun sevdigi parcalarla yayini kaparmis. gulusune gamzesine hayranmis. Kiz da mest oluyormus herkeresinde dinlerken bu dizeleri

Sen gulunce guller acar gul pembe
Bulbuller seni soyler,seni cagirir gul pembe diye diye ask sarhosu gibi dolasiyormus

Yaklasik 1 yil sonunda bir gun Izmirli genc, kizla bulusmak istedigini soylemis. Sesi mahcup, urkek, kucuk harflerle ve karsi ki kitadan gelirmis gibi ince ve uzaktan geliyormus. Telefon kapanmis, ertesi gun bulusma ani yasanacak..kiz cok sabirsiz. Gorusmeden sonra midesine kramplar girmis. Anlamis bir terslik oldugunu. Telefonda sormasina ragmen, yanit alamamis. Gece hic uyuyamamis dusunce baloncuklari uzerinden hic cekilmemis. Neyse sonunda beklenen an gelmis. Genc kizi gormus sarilmis el ele oturmuslar. Kiz sabirsizliktan oluyor.

Genc " Sana birsey soracagim" demis
Kumral kiz " evet seni dinliyorum" demis
Genc yutkuna yutkuna, derin soluklar alarak baslamis konusmaya " guzel bir is teklifi geldi bana, fakat bu teklif Izmir' den geldi ve ben cok kararsizim" demis. Seni cok seviyorum, sen Izmire gelsen, orada yasasak, bilemiyorum gibi cumlelerle, kelimeleri cig yapmis ve dagin en tepesinden yuvarlamis kiza dogru. Kiz hemen anlamis gidisati. Universitede okuyor, hayalleri ve kariyer planlamasi var, boyle bir durum karsisinda ask degil demis onde olan...mantik..sadece mantik. Once midesi bulanmis hafiften, ayni mide asktan birsey yemez olmustu ilk karsilasmalarinda. Simdi bambaska bir noktanin iki ucundalar. Kiz bu ruyanin sonunda, genc yeni bir baslangicta. Kiz basliyor konusmaya;
" sen gitmelisin, cunku ben seninle gelecek kadar kor degilim, sana gitme de diyemem, bunun agirligini ileride uzerimde tasimamak icin.Zaten sen coktan kararini vermissin, yoksa bana sormadan reddettigini soylerdin..ama hayaller cok onemli..hayallerini koru " diyor kiz bunun bir oyun olacagini, gercek yada yalan oldugunu dusunmuyor bile...isin o kismi onunla ilgili oldugu icin.

Gencin gozleri sulanmis, bogazinda dugumlenmis sozcukler, uzunca bir sure kizi dinlemis, konusamamis, yuzune bakamamis. " bu is 1ay sonra baslayacak ve ben 1 ay daha burdayim, gidene kadar hergun goruselim, dayanamam birden bitise" demis. Kiz " noktayi koyduk, ya hep ya hic. Ask devam ederken gorusemem" demis duygularini saklamadan, cesurca. Keske genc de kiz kadar cesur olsaydi.Uzun soluklu ama uzaktan gelen tiz seslerle kiz icin artik gorusmenin bitmesi gerekmis. Ayaga kalkmis "evet vakitlice gitmeli" demis. Gencin israrlarini rededen kiz yurumeye baslamis. Genc de kizi gecirmek icin onunla birlikte yurumeye baslamis. Sonunda beklenen taksi 5 dakika sonra uzaktan gorunmus. Acibademde validebag sitesinin onunde, 11 temmuz 2000, gecen ilk taksiye binecekken, Izmirli genc, kizi kollarindan tutuyor ve binme diyor, sariliyor, opuyor, gitme de bana diyor, neden demedin diyor, sen nasil bir asksin diyor...taksiciyi yolluyor. Kiz kararli, "diyemem, bu yuku tasiyamam" diyor. Sonunda aglayarak sarmas-dolas 4 kez durdurulan taksiye kiz biniyor ve gidiyor.

Kiz sonuna kadar aciyi cekip, sesini duymadan, arayip sormadan, icinde hissederek yasayip, bitiriyor. Bir anda ruya bitiyor, uyaniveriyor bir guz vakti...ve Izmirli genc onun icin bir issiz adam oluyor

Acibadem de bir yaz. Yasanilasi lezzetli bir ask..

Temmuz 2000' de hayallerimden vazgecmedim, o da vazgecmedi..hayallerinin pesinden gitti..

Temmuz 2000 evren bana hayallerimi korumayi ogretti...

Ne olursa olsun, kim olursa olsun Hayallerini koru!

Sevgiyle, askla

Muge


- Posted using BlogPress from my iPad

30 Eylül 2012 Pazar

DOLUNAYDA BITTI EYLUL




Bugun ve yaklasik bir yildir pazar klasigimiz, sabahin erken saatlerinde gozlerimizi dunyaya Atesle birlikte acmaya calismak, cabalamak, zorlanmak ama yilmamak aslinda yilamamak ve birden vucudumuza yuklenen enerjiyle ayilivermek.

Oyle ilginc bir durum ki...hani "5 dakika daha uyusam olmazmi ?"diyemeyecegim bir noktadayim. Kisitliyim bir bakima..sabah sabah gunduz gece bir suru haller icindeyim. Luxler gercekten lux olmus bana. Bu sabah da bunlardan tam aksine, icimde kelebekler ucusuyordu. Sanki bir mucizeye yaklasmisiz gibi. Tuhaf bir hisle yukariya baglandim sanirim. Bir sey indi gokten zihnimin derinliklerine. Evin ici ufak bir savas alani, camasirlar kurumus askida, bulasik makinesine girmeyi bekleyen tabak canaklar, okumaya yeltendigim, kenarda biriktirdigim kitap kumesi derken, "amannnn koyveer gitsin" dedi ben. Evi aynen bu sekilde dertopsuz birakip, kendimizi disari ativerdik. Hos B. sevmez pek daginikligi ama usendi sanirim bana yardim etmeye. Lakin surekli yardimci olur, benim sag kolum gibidir, herzaman olmasa da cogu zaman demeliyim, hak yemeden..disarida hafif ruzgar, ilik ve nemsiz, solunasi, icine cekilesi bir hava hakimdi...siteden cikarken, Atesle agaclari, kelebekleri, kargalari, kedileri ve arabalari konusuyoruz...o bu kelimeleri soylerken, ben de " ogreten adam ve oglu" formatindan esinlenerek, bilimsel aciklamalarda bulunuyorum, 1 yas ogluma. Bunlari anlatirken, bizdeki farkindalik goklere ulasiyor...yukselmek ne kelime, isik hiziyla ucusa geciyor adeta. Anin keyf-i huzuruna birakiyorum yukselen benligimi..



Bir sure yorulduktan sonra uykuya gecen Atesle birlikte, kisa sureli ozgurlugumu ilan etmenin dayanilmaz hafifligi..bir fincan kahve icmenin onemini bilmenin, bu kadar kiymetli olabilecegini icimde hissederek, kiymet bilerek, sukrederek gunu surduruyorum...

Koca bir eylul gecti uzerimizden, tatlisiyla acisiyla, severim eylullerin sona ermesini...devaminda dogdugum aya giris yapmak mucizeli, hediyeli gunleri animsatir oldum olasi bana. Yogun gunun ardindan, aksam oldu, evde sessizlik, icimde omrunu uzatmaya calisan capcanli kelebeklerle dolunayi izliyoruz..Atesin deyimiyle meshur"aydede" miz. Ozellikle dogumum esnasinda uguruna inandigim aytasi kolyem..sanki dolunayda yenileniyor, enerji yukleniyor..isigini bize yansitiyor...ne de iyi ediyor..herkeresinde sukranla dolup, tasiyorum...



Evettt koca bir eylul gecti uzerimizden, hem de dolunayla bitirdi kendini...yeni ay, dogdugum ay, heyecanlandigim, kalbimin yeni dunyada ilk defa attigi ay...hosgeldi ekim...isil isil, mucizelerle, kapimiza hergun baska hediye paketleri birakip, kacarcasina geldi ay'im...

Sevgiyle

M






- Posted using BlogPress from my iPad

25 Eylül 2012 Salı

HAYALPEREST





Olur ya...

Tam ortasinda hissedersin kendini...yerin, gogun, bulutun, gunesin arasinda...ayni cemberin icinde dolanip durursun..iste tam o anda, aynanda aynilara bakarsin...aynilarin yorgunlugunu gorursun mimiklerinde...gozbebeklerindeki beyazligin yerini, rengi bastirilmis bir toprak parcasi almis...mışlar mişler ulkesinin icinde bir bensizlik...bir saskinlik...bir sûkut-u hayal...

Degerimi bilmiyorum son gunlerde...kendime bakmiyorum... resmen ihmal ediyorum...hatta dogumdan bu yana...beslenmesine onem veren, duzenli yoga, meditasyon ve plates yapan kisi sanki hic ben olmamisim...ne uykuma dikkat eder oldum, ne halime, canima....beri yandan "otomatige baglanmis" anneligimle cemberin icinden cikamaz oldum...anneligimi cok seviyor, kendimi cok ozluyorum...rutinler, rutieller super ama avareligi ariyorum.... cok is var az zaman var..cok zamana ihtiyacim var....sadece okumaya adamak istiyorum kendimi...bir sure saklanmak, uzerimi ortmek, belki de minik bir fasulye tanesine donusup, anne karnina geri donmektir tum arzum...bos isler, bos laflar, kirginliklar, turlu turlu dedikodular umrum disinda...zamanimi bunlara harcamiyorum...cunku ordan burdan artan minik zaman dilimlerini siki siki kavrayip, hemen kullanmakla mesgulum...zamanim oylesine kiymetli...faydali yerlere ulassin istiyorum...yenilige elimi uzatamiyorum bile....hep diri olmak, kimi zaman...yoruyor...zorluyor...bu yuzden simarmayi ozluyorum...evet belki demirbas yapiyor hanende seni...gucune guc katiyor...veee hazir gucun tavan yapmisken...buna ragmen dogru zamani beklemeyi ogreniyorum....yenilige tam adim atacakken ayagim havada asili kaliyor...minik bir cocuk resmi gozumun onune geliyor..."O" agliyor ben agliyorum....birlikte isik huzmelerine bakiyoruz...ben gelgitlerde, icseslerde, "O" bulutlarda ucuyor...sonra hoppp o bulutun uzerinde buluyorum kendimi...benim isteklerimden uzakta, onun kalbine yapisik...

Sukurler daha da guclu kiliyor..."olmasinlar!" dediklerim olmuyor ya....iste bu hediyeler kandiriyor beni boyle...secilmisligim icimi urpertiyor herkeresinde...

Sadece fotograflar konussun..ben yazmayayim...icimde kalsin cumleler istiyorum...herkes diledigi gibi yaftalar yapistirsin resimlerime...nasil bakarsan oyle algilarsin gibi...oyle bakip, kendilerini bulsunlar resimlerde...ayna olayim...isik tutayim, yenilmis, dususe ugramis kalplere...

Istekler, sinirlar, farkindaliklarla terapi halindeyim..zamanla manen ve madden yoguruluyorum...

Biraz susma hakkimi kullaniyorum...icimi okumaya...

ŞİMDİ sadece susuyorum...zamani dinlemek icin...duyabilmek icin...


sevgiler

M


- Posted using BlogPress from my iPad

22 Eylül 2012 Cumartesi

GECENİN BENDEKİ RUH HALİ - 1





Evin en sevdigim saatleri gece atese sut verdikten sonraki o kesin uyanmayacagini bildigim onumde upuzun duran zaman dilimi...dingin, sessiz, ozgur, bir okadar da umarsiz kokulu dakikalar oluyor kendimce...koltuga yayilip, digiturkde kumsal tv, classic music acip, bu guzelligi icime cekmekle olan mesguliyetimi, ne yapsamlara birakiyorum..hos cok fazla alternatifim yok...kitap okumak, blog yazmak, sessiz cigliklarda bulunmak, gunun muhakemesini dusunmek vsss:) ote yandan evin daginikligi icin hic rahatsiz olmayisim ve bunu surekli oteleyisim ve en sonunda temizlige ve utuye gelen yardimcinin 3 gun sonra gelecek olmasinin dayanilmaz hafifliginde kalakalmak...uzerime bir de polar battaniye cekip, ayaklarin acikta kalmasini kurtarmak...sonbahari bu anlamda selamliyorum...hakkini veriyor son 1 haftadir...uyurken kafama kadar cektigim pikeden anladim:)

Gunun yorgunlugu neyle atilirdi..surekli bayilmis vaziyette koltukta yamuk bir sekilde uyuyakaldigim icin bunu hep atliyorum...isin kotu yani Barisinda ayni pozisyonda uyumasi ve gecenin bir vakti uykulu halde birbirimizi odamiza yonlendirmemiz...iste bu durumun bana haftada birkac kez dajavu yasatmasi engel olunamaz bir hal aldi..neyse atesin yogurdunu makineye koydum...mayaladigim yogurduda bir guzel yedim...bu saatte pek de iyi oldu...atesin yataktaki hareketlerini, donus seslerini suan oturdugum koltuktan duyuyorum...her ses de irkiliyorum..aman uyanmasin dualari kafamda surekli ayni parcada takili kalan plak gibi tekrar ediyor...seviyorum bu evdeki gece sessizligini dinlemeyi...kitap okuduktan sonra da biraz olsun pintereste bakip, kendimden gecmeyi...hayaller kurmayi, fikirler almayi....alip, vermeyi....icimi huzurla kapliyor...dogumdan 2 ay once basladi bendeki gece hayati...ev hali tabii:) o zamanlar mide yanmasi sikayetlerimle surunuyordum...simdi agrisiz sizisiz...issiz bir ev halinin icine dalmakla ve kendini bu okyanusun icine birakmakla ilgiliyim:)

Huzur, keyif, gece...

Gece hep bir baska bakar bize...anneler cok iyi bilirler:)

Sevgiler, cicekler, ates bocekleri

Muge



- Posted using BlogPress from my iPad

19 Eylül 2012 Çarşamba

ATESBOCEGİNİN 1 YAS PARTİSİ





Ates bocegim..artik 1 yasinda...kutlamasini da yapinca, resmi olarak girmis sayiyorum:) hazirliklari hepsinden keyifliydi...incik boncuk, susler, piriltilar, detaylar derken o muhtesem gun geldi catti...yillarca organizasyonlar duzenledim...bundan keyiflisine rastlamamis olmami normal sayiyorum...bazi sunumlarin malesef fotograflarini cekemedim...o telasla:)



Mekan giris afisimiz


Masalarin bazilari bu sekilde ortada cicekli bir ferforje uyumu ile




Bazi masalar da renkli metal kovalar, minik renkli dokunuslar...kovalarin uzeri ve icindeki sekerleri tahtakaleden alip, uzerlerini charlie1 ve ates logolu sticker yaptirdim




Cam supla, altinda amerikan servis gorseli...amerikan servis ayni logo ve formatta, uzerine sevdigim resimleriyle ozalitcide yaptirdim






Ufak bir sunum masasi..sakizlar, sekerler cam fanuslarda..su siselerindeki markalari cikartip, uzerine matbaada yaptirttigim stickerlari yapistirdim.







Hediyelerin alinacagi agaç:) hediye kutulari ve iclerindeki resimlik tahtakaleden alindi...hediye torbalarinin uzerine ayni formatta logolu sticker yaptirdim




Tavandaki kagit balon sarkitlari ve bayraklari tahtakaleden aldim...


El emeği cupcake lerim...yukseltili sunumu, krema ustu sekerleri ve capcake kutularini tahtakaleden aldim...uzerindeki krema sadece labne ve pudra seker karisimdan ibaret olup, mutevazi olamayacagim...uzgunum..muhtesem bir lezzet oldu..


Atesin charlie li pastasi



Atesle ikimizin kostumunu de de tahtakaleden...








Resmini cekemedigim 1 yas banneri ve giriste ikram ettigimiz, minik kadehlerde ahududu suruplu limonatalar...ah yanarim onlara yanarim..guzel bir gorsel show olacakti...:)


Hal boyle olunca, 2. Yas gunu icin kendimden korkmaya basladim

Sevgiler, cicekler ve daima ates bocekleri:)

M

- Posted using BlogPress from my iPad

13 Eylül 2012 Perşembe

KÜÇÜK BİR KAÇAMAK





Gunler her zaman net olmaz ki..arada bir bulaniklasir, durulur...enerjin tukenmez..sadece notr olup, icindeki varligin flu seritler cizer bu goruntuye..gunes, hani dogmasamda olur der gibi bir bakis atip, gidiverir bosluga dogru...ozlem belirir gozlerinde...minik bir isik huzmesi ararsin dört bir yanda..yine yeniden sanki ilk defa aydinlanmak icin...yenilik arzularsin...yol alirsin o anda icindeki benlerin pesine...


Kucucuk bir kacamak, benden bana...cok sey istemiyorum inan..konusu hic onemli degil....ana fikir, sebep, sonuc sildim attim.. Yine kapima daha oncekilerden farkli bir paket birak...bilirsin! buyuk hediye paketlerini sevmem hicbir zaman...kucukleri, daha cok guldurmustur yuzumu...minik bir oyuncak icin, yuregi sevincten hoplayan cocuga donustur beni...ufak tefek heveslerim var benim...oyle kolaydir ki yuzumu guldurmen...izin ver kacirayim kendimi 1 gunlugune....yuklenip, 1 minik sirt cantasi kafidir yolculugu karsilamaya...bu kalp sadece bir defa icin, farkli bir ritimde dans etsin...gurlesin... her bir atis, cilekli damarlarimda inlesin! benden bana bir mutasyon olsun...yeni bir dongu olsun istiyorum...budur hepi topu bekledigim...


İste oyle birsey...

hadi hayat! gelsin bildigi gibi...

Sevgiyle

M



- Posted using BlogPress from my iPad

10 Eylül 2012 Pazartesi

1 YAS PARTİSİ YAPARSAK





Bazen gecikmeli de olsa...olsun dersin...bu durumun heyecaninin senden hic uzaklasmayacagini bilirsin..yoluna kaldigin yerden bir guzel devam edersin...ve hatta takarsin koluna cantani ve kendini dostun Banusunla, tahtakalede bulursun!

Huzur buldugum mekanlardan biri de Eminonu, tahtakale...oraya gidince enerjim ikiye katlaniyor, gunlerce bikmadan, usanmadan, sikilmadan yuruyebilirmisim gibi...oldum olasi severim partileri ve oncesindeki hazirliklari..hele bir de Ates bocegim icinse, dag tepe dolasir, guzel bir konseptle birlestirip, gonlume , gozume hitap eden bir parti haline cevirmek icin gucumu ardima koymam...bir de isim de yillarca organizasyon duzenledigim icin...bu is daha da zevkli hale geliyor...bildigin denizde yuzuyorsun.




İste cilginca alisveris, yani parti hazirligi basliyor...yurudugun yolun 4 bir yani esnaf...ic ice, civil civil, rengarenk insanlik...kardeslik...hepsi harmanlanmis, goze-ruha gulumsuyor...icini isitiyor...mis gibi kokuyor...o anda, gozumde yildizlar beliriyor, herseyi "almam" geliyor...o anda sadece kendimdeki alma halini seviyorum..dunya duruyor...ilerleyen sadece "alma hali"...oncesi sonrasi yok..su an var...gelsin konfetiler, cikolatalar, bannerlar, hizlica posetlensin..odemesi yapilsin devam edilsin..sirada sakizlar, sekerler...sekerleri nereye koyalim...renkli metal kovalarin icine cubuklu bir sekilde...evet hiza devam...ya balonlar, kategorilestirirsek 1 yas ve rengarenk diye ayiralim...sandalyelere baglariz...bayraklar, akordiyon yuvarlak sarkitlar renk katsin mekana....giriste ne ikram edilecek peki? derken hizlica kendimi kadeh alirken buldum, kadehi alirken limonata ikramini dusunduk, sonra da icine ahududu surubunun aroma katkisinin buyuk olacagi heyecanlandirdi beni:)) saga sola bakarken cupcake icin katli yukselti gorup, muffin kagitlari secerken rastladim kendime...uzerlerine suslerle, sunum daha da şık hale gelecek dedik...hediye ne verecegiz?derken guzel mi guzel sevimli mi sevimli bir alternatif bulduk...eee neyle verecegiz, mini karton poset en basit ve rahat sunum sekli..kollardaki poset sayisi gittikce artiyor..ayaklara kara sular indi inecek...guc toparlaniyor, haydi yola devam diyoruz...kendimize de konseptli birseyler yapalim diyoruz, peruklar gozlukler aliniyor...aralarda muzik ve menu en son sticker baskilarla alisveris isimiz bitiyor....kollarimizda bu kadar yukle...otoparka kadar nasil yuruyecek sorunsali...biraz kahve molasi..nasil da tatli geliyor, su ve kahve...daha oncekilere benzemiyor..poset tasimaktan birlesmis 3 parmagimla yani titrek ellerimle yudumluyorum kahvemi:)) omuzlarimiz dustu dusecek, uyustu derken..kendimizi otoparkta arabamizin yaninda buluyoruz...saat gec olmasa ve kimsesiz bir migros arabasina rastlasaydik, gucumuz hic tukenmezdi..

İste sevgili Ates...biz bir parti yaparsak...boyle detaylardan gecer gunlerimiz....ve bu detaylar farki yaratan renkler bizim hayatimizda....oylesine mutlu ve agzimiz kulaklarimizda gezdik ki Banusumla...senin icin...hep senin icin...


Sevgiyle

Annen Muge:)



- Posted using BlogPress from my iPad

8 Eylül 2012 Cumartesi

1 BEDENDE NE COK KİSİYİZ!




Bir gece, sabaha karsi anne oldum ve donusum hizlica basladi...once beden, sonra zihnime yuklendi renovasyonum...rengarenk cicekli bir bahce ekledim, o ciceklerle sevgi ve sabirla ilgilenmeyi...empati kurmayi, solmamalari icin mucadeleyi, sabri, karsiliksiz sevgiyi ogrendim...bahcenin kosesine 1 kase sut ile ekmek koydum kedicikler yesin diye, diger kosede ve yerden yuksekte ekmekleri islatip, minik parcalara boldum kuslar icin....Kirintilari serpistirdim karincalar faydalansin diye...bildigin, hormonal bir kavim gerceklesti yeni benlere...

Bugun ise, koltuga uzandigimda farkettim cok yol aldigimi ...dile kolay 1 yil gecti...bana oyle farkindaliklar yuklendi ki..omrumun sonuna dek kullanabilecegim dipnotlarim var basucumda....cok sukur...meger herseymisiz..kimi zaman hic sanarken...hepmisiz...kadinlik bir anlamda "herseylik"....1 bedende ne cok kisiyiz biz...evde 7/24 calisan agir bir iscilik...asci, bakici, temizlikci, camasirci, balkon bahcivani:), muhasebeci, psikolog, dermatolog, bekci....kisaca bedenimdeki onca kisiyle deli dana misali dolasiyorum...ama yine de arada bir gel-gitler yasamiyor degilim....


Zamani durdurmak ve yan gelip yatmak...ismis, gucmus...oh gel keyfim gel...fakat ne mumkun, sabah 6.30 da uyanan bebeniz ve cilginca eglence istemesiyle gunu baslatmaniz, yukarida yazdiklarimin detayli hali...oyunlar, kitaplar, beslenme, bakim, parkta gezinme, market, alisveris, gezerken isler gucler kafada sorumluluklar derken anladim ki evde olup, sıkılmayı, bugun ne yapsamlari ozlemisim...kafama esip, ozgurce dolasmayi, bir mola vermeyi, kisacik da olsa dunyaya sirtimi donup uyumayi, kulaklarimi tikayip, gozlerimi sıkı sıkı yummayi..evet tam su anda hepsini gerceklestirmek istiyorum..yani fisi cekip, dukkani kapatmak gibi birsey....ama ne mumkun!

Anlayacaginiz...herzamanki gibi...sadece...suandayim...

Sevgiyle

Muge


- Posted using BlogPress from my iPad