18 Temmuz 2012 Çarşamba

MİNİK DEFNELER İCİN 1 TÜP HAYAT



Herkese günaydın,

11 aylik bir bebegim var...ismi Ates...suan saglikli misil misil uyuyor...belki de herzamankinden daha fazla sukrettigim bir gun...bugunun adını umut koyalım..bir umut deyip, isin ucundan tutalım..nereden, ne zaman, ne çıkacağı hic belli olmaz...anneyim...ve anneler bilirler ki evlatları icin yapılamayacak hicbirsey yoktur...son nefesimizi verene kadar bu kalp hep cocuklarımızın kalbiyle bir olup atar...aşağıda paylaştığım yazıyı, lutfen usenmeden okuyun...kurdugum empati icimi kiymik kiymik yapti...bir arkadaşımın minik kızı Defne...o minicik yuregiyle nerdeyse 1 yıldır bu hastalikla yasam mücadelesi veriyor...yasitlari gibi gule oynaya oyuncaklariyla oynamak varken, hastane odalarinda henuz algilayamadigi bir hayatin yukunu bedeninde tasiyor...Üzülmek, kahrolmak yetmiyor....bir gun hepimizin basina gelebilir...hic ummadigimiz anda, tipki Meltem ile Metin' in oldugu gibi... birsey yapmalı..herkes elini tasın altına sokmalı...BİR TÜP KAN...BİR DÜNYA UMUT!

Blogger annelerden de ayni destegi bekliyorum....takipçileri cok olan blogumu takip edenler, lutfen yayınlayın...belki bir cana siz can katarsınız.

Sevgiler

Muge


"Merhaba ;2 yaşında ki kızımız Defne için ilik arıyoruz.Tarih ; 11 Mart 2011. Küçük kızımız Defne ‘nin rahatsızlanması sonucu doktora gittik. Bir takım test ve tetkiklerden sonra , doktorumuz teşhisin Mix Infant Lösemi (Kan kanseri) olduğunu söyledi. Doktorumuzun bu hastalıklar ile ilgili , kurtulma şansının tüm faktörler göz önünde bulununca %15 olduğunu belirtince yıkıldık. İlk günler gerçekten çok zordu . Travmayı atlatabilmek bir yana geçen her saniye aleyhimize işliyordu. Bu illetin neden bizim başımıza geldiğini anlamaya çalıştıkça daha çok acı çekiyorduk. En önemlisi de sebebini bilemediğimiz bir hastalıkla nasıl başa çıkabileceğimizi bile bilemiyorduk. Defne ; Şişli Etfal Çocuk Hastanesinde kemoterapi bloklarına hemen başladı 2011 Kasım ayına geldiğimizde doktorumuz Defne ‘nin iyi bir yola girdiğini ve idame (koruyucu) tedaviye başlayacağını söyledi. O an ki mutluluk inanılmazdı. İçimizde ki umut parçaları ile bu uzun ve zor yolda emeklemeye devam ettik. Mayıs 2012 ayında Defne ‘nin ani rahatsızlığı ile tekrar hastaneye gittiğimizde maalesef doktorumuz hastalığın nüks (erken relaps) ettiğini belirtti. Bu ikinci yıkılışımız oldu. Defne sadece 6 ay dayanabilmişti . Bu illet hastalık ile bir kez daha savaşmak durumundayız. Doktorumuz kemoterapinin devam edeceğini ama bu arada muhakkak uygun ilik bulunması gerektiğini belirtti. Benim , eşimin ve büyük kızımız Zeynep’ in ilikleri uygun olmadı. Diğer akrabalara bakılıyor ama henüz bir sonuç yok.Türkiye ‘de Defne gibi ilik bekleyen yüzlerce hasta mevcut. Maalesef kemik iliği doku tiplendirmesi ile ilgili ilik bankasında çok fazla veri yok. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kemik İliği Bankası bu konuda en yetkin organizasyona sahip kurum. http://www.istanbul.edu.tr/itf/inde... Löseminin tam sebebi bilinmediği için etkin bir tedavisi yok. Bu hastalık herkesin ,her bebeğin veya çocuğun başına gelebilir. Unutmayın ! Bir tüp kan ile bir can kurtarabilirsiniz . Kan vermekten korkmayın.o İlik vücudumuzda bir fabrikada üretilir gibi her gün yeniden üretilir ve tükenmez.o İlik nakli acı veren bir şey değildir.o Vericiler bir hastaya kan verir gibi iliğini verebilir.o Vericiler hemen normal yaşantısına dönebilir. o Lütfen korkmayın, üşenmeyin, ertelemeyin...o Defne’ ye ve Defne gibi bir çok ilik nakli bekleyen hastaya bir şans verin.o Unutmayın bugün bizim başımıza gelen yarın sizin de başınıza gelebilir. Eğer gönüllü olmak isterseniz Kemik iliği Verici Rehberi (ek2) ‘ni okuyunuz ve bizlerle irtibata geçiniz. Aklınıza gelen her türlü sorularınız için 7/24 aşağıda ki telefondan veya mail adresinden ulaşabilirsiniz."

Saygılarımla

Metin Kursun - Meltem Yeşilyurt Kursun
0532 5086507
metinkursun@yahoo.com


_ HER GÜN 20 KİŞİ KAN VEREBİLİYOR, İMKANLAR KISITLI LÜTFEN ARAMADAN HAREKET ETMEYİN..

_ BİR AN ÖNCE ÇAPA KEMİK İLİĞİ BANKASINA GİDİLEREK BİR TÜP KAN BAĞIŞINDA BULUNARAK HEM DEFNEMİZE HEMDE İLİK NAKLİ BEKLEYEN BİNLERCE HASTAYA DONÖR OLABİLMEKTİR.

_ 2 AY İÇERİSİNDE 7/24 kan verebilirsiniz.. eğer mesai saatinde giderseniz ÇAPA KEMİK İLİĞİ BANKASINDA veriyorsunuz.. mesai saati dışında giderseniz FAKÜLTE İÇİNDEKİ KAN MERKEZİNE gidip "kemik iliği bağışcısı olmak istiyorum" diyip gene bir tüp kan verebilirsiniz...

http://www.istanbul.edu.tr/itf/inde...


- Posted using BlogPress from my iPad

5 Temmuz 2012 Perşembe

KİTAPLARA MERHABA



Yazamadim...cok istedim..hep aklimdaydi ama bir turlu olduramadim...ilkler ilkler cok guzel ilkler...her yeni gun, yeni başlangıçlar sunuyor süslü bir sepetin icinde...sanki sıcak sıcak kapımıza bırakıyorlar....gözlerimi acar acmaz hediye paketlerini tek tek açıyorum...

Sabah uyanır uyanmaz bu Ates adamim mizansen aktiviteler istiyor...isirilmak...hirpalanmak..hopp hopp..zip zip olmak..aslında özetle kudurmak istiyor..yerine getiriyoruz sasi bak sasir ruh halimizle:) artık bütünüyle alıştık :)))

Ateşi yaklaşık 2 ay once kitaplarla tanıştırdım...bu zamanlarda alışacak bu guzel okyanusu solumaya...su an surekli konsantre halinde degil elbette..ilk olarak kitapları dis kasiyici olarak kemirdi... sonrasında hafif hafif dinlemeye, görsellere dokunmaya basladi...şimdilerde sayfaları çevirerek resimleri dikkatlice incelemeyi seviyor..kitaplardaki gorsellerin neler olduklarini seslerle anlatiyorum.......hayvan seslerine bayiliyor...ama anlik kısa sureli bir zevk onun icin...sık sık onune sunuyorum kitapları....artik daha fazla vakit gecirdigi ve daha az vakit gecirdigi kitaplar diye ikiye ayirabiliyorum.....yere atip, oyun yaptiklari da var:))) bu konuda en azından elimden geleni yapmaya çalışacağım....tam 10 aylik oldu...henuz yürümüyor, bir yere dayanip, ayakta durabiliyor ve emeklemeyi sevmiyor, sanırım hic emeklemeden direk yürüyecek gibi... Vucudu ne zaman hazır olursa askım o zaman yuruyecektir..

İlk kitabi hisirtili bezden...henuz 4-5 aylikti aldigimda..O zamanlar flu bir sekilde gördüğü görüntüleri bu sıralar dokunup anlamlandiriyor...yılan nerede tisss dedigimde yılanın diline dokunup bana gosteriyor:)




En sevdigi kitap suan aşağıdaki, kutuphanesinin bir köşesinde daima saklayacağım herbir kitabını...




ve kütüphanesi...su an en cok yere attıgı kitaplardan



Umarım okuma alışkanlığı kazanmasını sağlayabilirim...yine olumlamalar yaparak kollarımızı sivadik...hadi bize kolay gelsin...

Benden simdilik bu kadar

Deniz, kum, gunes ve cok sayıda Ates bocekleri:))

Muge



- Posted using BlogPress from my iPad

13 Haziran 2012 Çarşamba

YAZDİM BİTTİ...(sevgiliye)






Geçenlerde yazmaya başladığım ve yarım bıraktığım yazıma bir kan, can katayım dedim...dogru zaman...iste bu zamanmış ...

Sene 2010 temmuz 4...aksam 7 sularinda....dunya benim icin durdu sanki...yer yarilsin icinde olayim dedim olmadi...bir ruya olsun uyanayim dedim o da olmadi...biri saka yaptik desin dedim ama nafile...once derin bir nefes aldim...minik bir nefes terapisi yaptim......cunku bu filmdeki bas kahraman rolu bana dusmustu....rolume hemen soyundum..ait oldum kendi gucum kadar...guc bizim derinlerimizde...icimdeki gucun sınırını kesfettim...aciga cikardim hemen...bu kadar soguk kanli olabilecegimi bilemezdim...meger oyleymisim...resmen bir ölüm anini cok şükür ölümsüz bir sekilde atlattik...daha gorecek gunlerimiz, sevmelerimiz, didismelerimiz, kahkahalarimiz varmis...cok farkli bir boyuta girdik askimla...o bana affetmenin bize ait olmadigini ogretti o saniyelerde...belki de kendi dusuncesiyle son nefesini verirken...herkesi Allah' a havale etmeyi...ne yaptiysan bu boyutta...baska bir boyuta geçmeden bir bir yaşayacağını gösterdi...sahiden kimdik, nasildik, nasil gozukuyorduk...ne onemi vardi ki..ufledik...toz olup, ucurduk sanki gecmisi....gecmis geçmiştir dedik o gün...hersey bir anlık..aşk..ayrılık..ölüm....hepsi bizi bulacak birgun...o zaman ne icin bu çaba...ne icin bu çırpınış, bu hırs, bu ofke....bosuna beden, zihin tahribati...ilk defa bir ambulansin icindeydim...ilk defa bu kadar savunmasizdim...nefes alan bir ruhun dünyadaki versiyonuydum...gun bitmedi sanki...inişler...çıkışlar...derken...resmen yasim kadar bir gun geçirmiş gibiydim... ertesi gun cikardim gömleğimi uzerimden...bana da kan bulasmisti...uzerindeki kanlari suyla akittim...guzel guzel yikadim...cunku yeniden giyecektim ve bu sefer cok farkli bir beni koyacaktim icine...cok ama cok guzel dersler çıkardık...hatta iyi olmus bile dedik delicesine... sadece anın sesine kulak verdik...anın kokusunu soluduk o gunden bugüne...nasil da guzel bir karar almışız...nasil merhem surmusuz pas tutmuş, kanamış benliklerimize...üzerlerine bir gunes çektim, sonra minik rengarek cicekler serpistirdim...bir de uzattim ayaklarimi deniz kiyisina...ohhh mis...

Enteresan seyler oluyor..basimiza birseyler geliyor...icimizi kiymik kiymik parcalamaya calisanlar cikiyor karsimiza...ama dimdik nasil durulacagini, nerede susulacagini ve ne zaman konusacagini biliyorsun...kotu birseyler yok ki bu evrende...ne ugradiysa hayatimiza, kim zarar vermek istediyse, bizim o muhtesem dönüsümümüz icin oldugunu var saydik...inandik...herkese ve herseye rağmen daima bulutların uzerinde yasıyoruz...sukurler daha da mutlu kiliyor bizi...inadina mutluyuz 2 yildir...kimilerine gore pembe dusler alemindeyiz...kimilerine gore şöyle boyle..ama inanın um-rummm-da degil ki....kendimle barışık...vicdanım rahat..guzel minik kuzuları sayarak mışıl mışıl uyuyoruz...kimseye kin nefret beslemiyoruz...kuşlar kadar hafif ve özgürüz...

Evetttt...tam 2 yıl once..değiştik...dönüşüm yasadık...cok şükür...canim sevgilim..esim..dostum...bir gun farkli bir boyuta gectigimde Barışıma yeniden varoluş hatırası olsun...

Sevgiler, cicekler ve Ates bocekleri:)

Muge





- Posted using BlogPress from my iPad

29 Mayıs 2012 Salı

ŞANS






Hergun fazlalasiyorum...kendi kendime yetemez oldum..buyuyorum ates gibi...büyüyen yerlerimden biri kalbim...daha fazla insan koydum icine..bortu böcek...kuşları..uçurtmaları da ekledim...kocaman bir kalbe sahip oldum son gunlerde..rengarenk...grilerin olmadıgı bir kalp...huzur dolu.... cok şükür...

Ates buyuyor...kucagima alıp sarmaliyorum, aynalara bakıp sarkilar söylüyorum...bana eşlik ediyor çığlıklarıyla...opuyorum, kokluyorum, isiriyorum...do ya mi yo rum ozetle....oglumun temeline once ask ekiyorum...sonra sevgi, guven tohumlarını ilave ediyorum..iyi niyetli, rengarenk gozluklerle dünyaya baksın istiyorum...iyi cocuk, iyi abi,iyi adam, iyi amca, iyi dede olsun istiyorum:)) cok sey istemiyorum...herkeste olması gerekenleri iste:) kendi icin gerekli olan her ne varsa çeksin kendine...

Dogmadan once bir enerji pramidinin icine girdik vesilelerle...iyiki de girmişiz...nazara falan inanmam ben...bizim iyi niyet enerjimizle korunuyor zaten...dualar, melekler, enerji tasları hep yaninda...pozitif olmayan kisilerin iclerinde her ne varsa teget gecer , amacına ulaşamadan pas tutmus, kirlenmis kalp evlerine geri doner..

Bugun birkez daha anladım...ne kadar şanslı oldugumuzu...ateşin bize ne kadar uğur getirdiğini...

Tesekkurler


Muge


- Posted using BlogPress from my iPad

14 Mayıs 2012 Pazartesi

İLK ANNELER GÜNÜM






Son zamanlarda günlerimi hep guzel ilkleri yasayarak geçiriyorum..bugun yine günlerden bir ilk...günlerden ilk defa acmış minik bir çiçek...saf, temiz ve duru...günlerden kanatsiz melek...ici disi bir...sihirli dokunusuyla ortama renk ve huzur katan...benimle gülüp, benimle aglayan...sarıp, sarmalayan....askta sınır tanimayan....ve yazılası nice sözcüklerin sebebi....

19 Ağustos 2011 sabaha karsi 03.45 de Ateşimi kucagima verdiler...tam o anda anne oldum ben...iliklerime işledi sanki....omur boyu annelik....koşulsuz sevgi, özveri, emek...hepsi bir aradalardi...benliğime kodlanmisti adeta...misyonumun, vizyonumun değişmesini geçtim...değişen ben, şahsen, bizzat kendimdim...tepeden tırnağa...bir döngü yasadım...ateşden oncesi ve sonrası diye ikiye böldüm yaşamımı...once şükürleri ekledim...sonra iyikiler serpistirdim...bir miktar herseyde bir hayır vardiri koydum...herseye unutulmaz bir aroma versin diye muhteşem dönüşümümüz icini sürdüm...aralara nefes molaları....hiçkimseden birsey beklememeyi, sadece kendimden beklediklerimi bastırdım...keşkeleri ayiklayip, yaktım...küllerini denize attım...en üste rutinler ritüeller damlattim....her bir katın kenarlarına ask, sevgi, empati akittim...hemen bir fotografını çektim...nasil da lezzetli birsey oldu...tadı benliğimin derinliklerine yapıştı...iste bugun oglum kucağımda...bana bir hediye gibi geldi...beni anne yaptı...carpti, boldu, topladi....benden yeni bir ben çıkarttı...


Bundan 1-2 yil sonra...yanima gelip anneler gunun kutlu olsun diyecegi gunu sabirla bekliyorum....

Benim ve tum annelerin gunu kutlu olsun

Sevgiler, cicekler, ates bocekleri...

Muge


- Posted using BlogPress from my iPad

3 Mayıs 2012 Perşembe

İCİMDE UÇUŞAN KELEBEKLER






1 haftadir, yazmaya başladığım ve bir hayli ilerlediğim yazım sanirim zaman aşımına ugramis...koştur kovala hop hop zip zip seklinde yaşadığım icin ve gercegi söylemek gerekirse bloğuma yazı yazmak yerine uyumayı tercih ettigim icin ve hatta sızdığım icin, yarım parça, yapayalniz, nereye konacagi belli olmayan bir hal içindeydi...elime aldım ipadi...ve bir can vereyim bu yazıya dedim...ama olmadi...meger konudan coktan kopmusum...bu sekilde bıraktım, bir gun gelecek ve onu kendime çekip, yeni bir hayat sunacağım

Bu sure zarfında uyku sorunsalı ile araştırmalar yaptım...en etkili yolun Tracy Hogg kitaplarından geçtiğine karar verdim...site olarak da bana yardımcı olan http://www.pantley.com/elizabeth/ den destek alınabilir....henuz denemelere başlamadım...amacım gece daha az uyanmasını sağlamak ve sonrasında kucakta sallanmadan uykuya geçişini öğretmek olacak...tabi bunlar sabır ve zamanla olacak...şimdiden kolay geçeceğini dusunuyorum...olumlamalari yaptım herzamanki gibi...

Ates buyuyor...artik tam 8 aylik oldu...verdigi tepkilerle kişiliğini ince ince, yavaş yavaş işliyor..istemedigi birsey oldugunda kolaylıkla vücut diliyle tarif ediyor...etrafi merakli gozlerle bikmadan usanmadan suzuyor...inceliyor derin derin...hapsurmaya, esnemeye ve öksürmeyee anlam vermeye çalışan şaşkın oglum, genellikle agzini uzun sure açık tutuyor ve "aaaa aaaa" diyerek şaşkınlığını dile döküyor....zaman ilerliyor...onun "annii" diye bagirmasiyla icimde çanlar senfoni oluşturuyor...işte dünya tam o anda duruyor sanki O dogdugu an ben bir el tuttum..omur boyu bırakmayacağım bir el...aramızdaki aşkı daha once hiçbir erkeğe duymadığımı itiraf ediyorum:))) yasam kaynağım....su gibi, ekmek gibi, nutella gibi..

Aslinda hergunde,herseyde bir Ates var özetle....ben ona "yar" "ask" o bana "anne" diyor...

Simdilik benden bu kadar


Sevgiler, cicekler, ates bocekleri


Muge

- Posted using BlogPress from my iPad

25 Nisan 2012 Çarşamba

ANNE ÇOCUGUN DEVAMI






Evde kafamda düşünce baloncuklariyla dolasiyorum...ogluma uyku arkadaşı olsun diye aldığım kurbağalı, dis kasiyicili oyuncak kumaşı, uyku saatlerinde eline veriyorum..ya da yanına koyuyorum, fakat onu kısa sure kullanıyor ve hemen atıyor...belki bununla kolay bir sekilde uykuya gecer ümidiyle deniyorum ama nafile...ates de suanki durum, onunla ben, yani bir butunuz, henuz "biz" iz...iki farkli birey olmanın biraz daha zamani var...

Bizler ic dunyamizdaki duygularla bu dunyada var olmaya calisiyoruz...sevgi ve asklar, mutluluklar, ofke ve huzunler, arzular, yoksunluklar derken buyuyoruz...Zihnimizin her arzuladigini, gercek dunya onumuze sunsaydi, bu durum pek bir masalsi olurdu...iste bu masalsi ortamda büyütüyoruz bebeklerimizi:))) düşünsenize onlar icin ne harika bir dünya! Gerçi bizde o boyuttan gectik:)

Anne olarak, tum benliğimizi, sevgimizi, algılarımızı, büyülü enerjimizi bebeğimize veriyoruz..bebeğimizde bununla birlikte buyuleyici bir algı oluşuyor...bebek ağlar, anne koşar, bebek acıkır, anne doyurur, bebek yine ağlar, anne altını degistirir, Anne cocuğun devamı gibi...bebegimiz bizi -anneyi- kendisinden ayiramiyor...yekvücut gibi algılıyor resmen..yani henuz "ben" lik bu yuzden oluşmuyor....çocuğun gelişimi icin inanın bu sure cok onemli...sevilmenin, kendine guvenin ve istedigini yapabilmenin temel gücü burada yatıyor...bizim duygusal enerjimiz, bebeğimizin en temel besin kaynağı...anne sutunu tamamen ayırıyorum bu noktada...bu da duygusal enerjiyle paralel ilerliyor...iyisen, mutluysan ve stresi kendinden uzaklastiriyorsan ve en onemlisi inanmişsan,kolay bir sekilde emziriyorsun bebegini....bunlarin birinde noksanlik olursa, zorlaniliyor....bu sefer stress devreye giriyor ve hepten bitiyor bu kutsal bağ....onemli olan bebegimizin kitaplarda yazdığı gibi, gunde kac cc sut icti, kac gr gıda yedi secelesini tutmak degil, onemli olan bebegimizden gelen ağlama sinyallerini, dogru algilayip, yorumlayip, hemen eyleme geçmek....hicbir bebeğin aglamasi sebepsiz degil...anne eyleme gectiginde, iste o zaman o büyülü yanılsamayı yaşıyor bebeğimiz..hayatının devamı icin....

Benden bugünlük bu kadar...

Sevgiler, cicekler, ates bocekleri


Muge

19 Nisan 2012 Perşembe

TATLI İLKLER



Evde saatlerce ayni kelimeleri söyleyip, doneniyoruz günlerdir...ilk kelimeleri duymak bambaşka bir his...sizden bir parcanin sizi hayranlikla seyretmesiyle nirvanaya ulastiginiz boyuta geciyorsunuz...egolar el sıkışıp, tokalasiyor...kalbime minik bembeyaz yumuşacik pamuk parcalari yukleniyor....yumak yumak dolasiyorlar avare avare....havalarda ucusan ışıl ışıl heceler, vurgular deliler gibi yankılanıyor duvarlar arasında...yok yokkk...son gunlerde kendimi tanıyamaz oldum:))bu cok açık ortada.... dede geliyor, baba geliyor, anneanne geliyor, hala geliyor, kuzen vs derken ayni kelimeler ve garip ses tonlamalarimizla evde deliren cildiran bir aileyiz:)

İlk dişler de çıktı...hem de 2 si birden...ağrısız diyemem...bunu ancak minigim bilir...ama yormadan..yorulmadan diyebilirim...
Bazen resimler anlatır herseyi...uzerine birsey yazmak büyüsünü bozacakmış gibi olur...iste oyle bir sey...




Sevgiler, cicekler, ates bocekleri
Muge
- Posted using BlogPress from my iPad

17 Nisan 2012 Salı

PROGRAM TÜNELİM








Yazamadim son gunlerde...hani aklinda bir sürü hikaye vardir...ama bir turlu baslayamazsin..bilemezsin hangisinden baslaman gerektigini....onu mu? bunu mu? derken zaman hizlica ilerliyor...

Gunler Atesle pek bir guzel geciyor...bunlari soylerken hersey toz pembe degil tabi ki...annelik basli basina sabir isi.... mesela geceleri uyku denilen sey bana uzanilmasi guc, yuksekte duran bir obje gibi gelmeye basladi...kati gidalara gectik...onlarla birlikte annelik de boyut atliyormus meğer...kendimi birden rutin program tunelinin icinde buldum...Nasil mi..buyrun bakalim:)



06.45- 07.15 uyanis
Muzik ve dansla ayilma seansi
Sabah 08.00 - 08.30 kahvalti
Arada oyun, müzik, dans ve uyku...(anne bir vakit kahvalti ediyor)
Anne evle ilgileniyor biraz
11.00-12.00 gibi meyve puresi
Arada oyun, müzik ve uyku...ama genelde uyumuyor..yontemler itinayla deneniyor
14.00-15.00 gibi sebze puresi....
Bunlari yaparken temiz hava molamiz da var...ya da yemekler alinip, saatlerce disaridayiz...
17.00 gibi anne sütü yukluyorum..yogun bir sekilde icmesini sagliyorum. Cunku gun icinde tok olmaya basladi
20.00 en sevdigi öğün olan Muhallebi zamani
20.30 biraz oyun, enerji salinimi:)
21.00-21.30 keyfi yerindeyse bu saatlerde uyuyor....
Tabi ki bitmiyor:))
23.30 su icmek istiyor..icip yeniden uykuya daliyor
00.30 emzirme seansi
03.30 emzirme seansi
06.00 cok kisa sureli emzirme saati ya da su


19 Agustos 2011' den beri acmis oldugum zombi sezonunu kapatamadim...sanki hep boyle yasiyormus gibiyim...onceden de boyleymiş gibi...cocuk olunca hayat onlara enseksli derler ama buna katilmiyorum...benim de kendimi iyi hissetmem onemli....guzellesmem, arada nefes molalarim, minik odullerim...ve kendimi iyi hissettirecek ne varsa aklima gelen yapiyorum...yapmazsam nefes alamam...dolayisiyla ogluma sevgi enerjisi depolayamam...baslangici kendini sevmekten geciyor...ve yine yeniden farkindalik...

Neyse sonunda aksam oluyor, Ates bocegim birsekilde uyuyor, bu ara pış pış seviyoruz kucakta....9,5 kiloyu kucakta pışpışlayinca kollar hissizlesir fakat ben şu an cok iyiyim...gucum benimle....iyiki spor yapmisim...bunu pilates ve yogaya borcluyum...uyuduktan sonra "yabadabaduuuuuu ortam bana kaldi, hadi istedigini yap muge" diyorum...ama ne mumkun en fazla 23.45 de siziyorum resmen....gonul isterdi ki kafamda, ruhumda olup bitenleri, bir ressamin yaptigi gibi resmedebilsem...daglar, ovalar, viyadukler, kopruler, gunes, bulutlar...yani en azindan yazabilsem sık sık....cunku buyudugunde ona en buyuk armağan olacak benden...okudugunda neler hissedecek cok merak ediyorum...yukaridaki programi yazarken kendimle ilgili bolumu yazamadim...atom karinca gibi oldugumu yazmama gerek yok sanirim....hani zamani saclarindan kavrayip, uçuşa geciyor gibiyim..halimden memnunum...bu surec benden yeni, taze, kesfedilmeyi bekleyen benler dogurdu...olmasi gereken, icimden gelen kesinlikle bu!

Benden simdilik bu kadar...yazmasaydim rahat etmeyecekti icim:)) hic yoktan iyidir:)

Sevgiler, cicekler, ates bocekleri

Muge



- Posted using BlogPress from my iPad

4 Nisan 2012 Çarşamba

TIPKI ÇOCUKLAR GİBİ







Ates bocegim buyuyor...gunden gune kendine yenilikler katiyor...eeee yeni dunyaya uyum sagliyor miniğim...şöyle böyle derken...sonrasinda da bize bu yenilikleri hizlica ışınlıyor...

Bu kucuk adamin karakteri de olusmaya basladi...artik istemedigi seylere tepkiler veriyor...sebze purelerinde hoşlanmadigi bir tat olunca, dudaklarini one dogru büzerek kitliyor ki, vermeyelim bir daha...olmadi kaşığı itiyor..emzigi istemediği zaman diliyle firlatiyor...eliyle yakalayip yere atiyor:))) yatmak istemiyorsa, gobegini yukari dogru ittiriyor, oyun oynamaktan yoruldugumda, durdugum ve sustugum icin hemen kizgin ifadelerle bana bakiyor...kisacasi buyuyor...o buyudukce, ben cocuklugumu yasiyorum...en guzel yani da bu..

Yasadiklarimizdan, hep cocuk yanimiz unutturuluyor bize...kisa sureliğine kayiplara karisiyor...tekrar buyume cabasi icinde buluyoruz kendimizi.... Oysa çocuk olmak...saflik, temizlik, en dogal halimiz degil mi? komik ve hayalci yanimiz...hesapsiz ve cikarsiz duruşumuz...son günlerde Atesin o haşarı, muzip cocuk hali bana "merhaba" dedi....ve coskum gunler gectikce uctu uctu doruklara yukseldi.....hani cocuklar surekli gezip, dolasmak ister, eve girmek istemez ve bitmek tukenmek bilmeyen enerjiye sahiptirler...iste oyle bir enerjiye sahibim cogu zaman...nereye gitsem egleniyorum, yani tarzim olmasa bile mekanin hicbir onemi yok oglum yanimdayken....tipki cocuklar gibi...onemli olan onunla olmak...ne guzeldir o an...umursamadan yasamak..yasayamadiklarin yuzunden hayiflanmayi birakip, simdi şu ani yasamak...sarilmak, sarmalamak, dans etmek, coşmak ve tum bunlari karsillikli hissetmek....ayaklarinin yerden kesilmesi gibi ...herseyi, herkesi seviyorum, herkese hak veriyorum son gunlerde...sevgim tasiyor...ahhhh! Hiç ayrilmasak, hep gezsek, hep oynasak...çocuklar gibi :)

Bazen disarida bir cafe de otururken, agzindan tukuruk puskurtuyor ve basiyor kahkahayi....onunla birlikte ben de yuksek volumlu kikirdamalarimla kendisine eşlik ediyorum ...onu guldurmek icin garip sesler cikarmaya basliyorum....disaridan nasil gorundugum inanin um-rum-da degil:)) ne önemi var ki? Tıpkı çocuklar gibi...

İcimdeki cocuk ruhunu bana hatirlattin...seninle ne gecmis ne de gelecek...bana sadece ani yasamayi ogrettin...teşekkur ederim benim kucuk sevgilimmm...


- Posted using BlogPress from my iPad